OBEZİTE GERÇEĞİ
Feza Yardaş

Feza Yardaş

OBEZİTE GERÇEĞİ

25 Ağustos 2019 - 22:18

                                     OBEZİTE GERÇEĞİ
 
Sağlığı olumsuz etkileyen kompleks ve multifaktöriyel bir hastalıktır obezite .
 
Günümüzde önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra gelen ikinci önemli nedenidir.
 
Yemek yemeyi seven atalarımız can boğazdan gelir derken, 1998 yılında WHO 21 .yüzyılın en önemli sağlık sorununun obezite olacağını söylemiştir.
Bir zamanlar Amerika halkına ait bir durum olarak bilinirdi obezite. Çünkü beslenme biçimleri ve yaşam tarzları farklıydı. Oysa günümüzde ülkemizde ve tüm dünyada obezite en önemli sağlık sorunu haline gelmiştir.
Obezite yüksek enerji alımına sekonder olarak vücutta aşırı yağ birikimi ile gelişir. Vücut yağ oranını belirlemek kolay olmadığı için aşırı yağdan ziyade aşırı kilo olarak tanımlanmaktadır. Obezite  nin tanımı ve derecelendirilmesi beden kitle indeksi (BKİ-BMİ) hesaplanarak yapılır.
BKİ=Ağırlık(kg)/Boy2(m2)olarak formülü ile değerlendirilir.
Obezite değerlendirilirken BKİ ile birlikte bel çevresi genişliğide dikkate alınır.
Türkiye’de obezite prevalansının, 1997-98 yıllarında 540 merkezde gerçekleştirilen, 20 yaş ve üstü 24788 kişinin incelendiği Türkiye Diyabet Epidemiyoloji (TURDEP-I) Çalışması’nda, %22,3 (kadın %30, erkek %13) olduğu saptanmıştır. Yaklaşık 24 bin kişinin tarandığı TOHTA araş- tırmasında obezite prevalansı %25 (kadın %36, erkek %21,5) olarak saptanmıştır. TEKHARF calışmasında ise 2000 yılında obezite prevalansının, yetişkin kadınlarda %43 ve erkeklerde %21,1 olduğu; 2003 yılında ise kadınlarda %44,2 ve erkeklerde %25,2’ye ulaştığı bildirilmiştir. 2000-2010 yılları arasında yapılan bölgesel (Trabzon, Afyonkarahisar, Bursa, Tokat, Adana, Sivas vb) çalışmalarda da Türkiye’de obezite prevalansının çok hızlı bir şekilde arttığı gösterilmiştir . (1)
TURDEP-I Çalışması’ndan 12 yıl sonra, aynı merkezlerde yapılan TURDEP-II Çalışması’nda ise obezite sıklığı, genel toplumda %35 (kadın %44, erkek %27) bulunmuştur. Çalışma sonuçla- rı, TURDEP-I populasyonuna göre standardize edidiğinde, 1998 ile 2010 yılı karşılaştırıldığında Türkiye’de yetişkin toplumda obezite prevalansının %22,3’ten %31,2’ye yükseldiği görülmüştür. Obezite prevalansı kadınlarda %34, erkeklerde ise %107 oranında artmıştır. Obezite prevalansı, 20’li yaşlardan itibaren artarak kadınlarda 45-74 yaş grubunda %50’yi ve erkeklerde 45-64 yaş grubunda %30’u aşmakta, ileri yaşlarda ise azalma eğilimi göstermektedir .(1)
Türkiye’de obezite 12 yılda kadınlarda %34 ve erkeklerde %107 oranında artmıştır.
Obezite sadece yetişkinlere özel bir hastalık olmamakla birlikte çocukluk çağı ve adölesanlarda da oldukça ciddi boyutlara ulaşmıştır.
Avrupa’da yedi ülkeden (Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Litvanya, Almanya, İtalya ve Hollanda) 5206 (ortalama yaş 8,6±1,2, %50,2 erkek) okul çocuğu- nu kapsayan çalışmada, Türk çocuklarında obezite prevalansının %7,7 ile Avrupa’da Romanya’nın ardından ikinci sırada yüksek olduğu bildirilmiştir.
Ülkemizde özellikle son yıllarda yapılan çalışmalarda çocukluk çağı ve adölesanlarda obezite prevelansının %10 un üzerine çıktığı gösterilmiştir
Peki obezite prevelansı neden çığ gibi büyümektedir?
Gelişen teknoloji ile birlikte toplumun yaşam biçiminin değişmesi ve kolaylaşması en önemli sebeplerden biri.Özellikle ulaşımın kolaylaşması ile birlikte fiziksel aktivitenin azalması, ayaküstü hızlı yenen sağlıksız besinler, rafine karbonhidratlardan zengin bitkisel liflerden fakir,yağlı beslenme biçimi önemli faktörlerdir.
Yenidoğan bebeklerin yeterince anne sütüyle beslenememesi ilerki dönemde obeziteye yatkınlığı arttırmaktadır.
Yetişkinlerin ve de çocukların boş zamanlarını ekran(bilgisayar,cep telefonu,tablet) karşısında geçiriyor olması fiziksel aktiviteden uzaklaştırmakla birlikte ,ekran karşısında yenilen yemekler ne yediğini ne kadar yediğini fark etmeden obeziteyi etkileyen faktörlerdir.
Ülkemizde obeziteyi belirleyici en önemli nedenlerin yaşlanma, diyabet ve HT olduğu, buna ilaveten yaşanılan çevre (yerleşim yeri ve bölgesi), sosyal durum, düşük eğitim düzeyi, fiziksel inaktivite, öğün sayısı, ekmek tüketimi, tütün ve alkol kullanımı gibi yaşam tarzını belirleyen etmenlerin de obezite gelişmesine katkıda bulunduğu ortaya konmuştur.
Ülkemizde özellikle kadınlarımızdaki obezite prevalansının dünya ortalamalarından yüksek olması şaşırtıcı değildir. Yapılan çalışmalar, Türk kadınlarında fiziksel aktivite azlığı, yüksek doğum sayısı, uzun laktasyon dönemleri ve doğumlar arası sürenin kısa olması, eşlik eden diyabet ve HT gibi hastalıklar, psikolojik sorunlar, kullanılan ilaçlar (antidepresan, diüretik, antihiperglisemik, antiepileptik vb.), düşük gelir ve düşük eğitim düzeylerinin obezite üzerinde önemli ölçüde etkili olduğunu düşündürmektedir.
Obezitenin nedenlerinden en önemlisi beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimi olsa da, gastrointestinal system problemleri, endokrin bezlerdeki birtakım problemler, göz ,burun,dil ,kas dokusu,yağ dokusu ve beyinde oluşabilecek genetic ve çevresel bozukluklar obeziteye neden olabilmektedir.
Sedanter yaşam ve kalorisi yüksek ve sağlıksız beslenmenin dışında obeziteye sebep olan endokrin hastalıkların varlığıda göz ardı edilmemelidir.Tip 2DM,Polikistik Over sendromu, Hipotiroidi, Cushing sendromu, Hipogonadizm, Büyüme hormonu yetersizliği bunların başlıcalarıdır.Bununla birlikte sigara ve alkol tüketimi,eğitim düzeyi,sosyo kültürel ve sosyo ekonomik durum,cinsiyet, yaş,obez insanların olduğu bir ortamda yaşamak bile risk faktörüdür.
Obezite tedavi edilmezse????
Obezite tedavi edilmediği takdirde kişinin yaşam kalitesi bozulur,yaşam süresi kısalır .
Eşlik eden komplikasyonlarla birlikte obezite mortalite ve morbidite sebebidir, yaşam süresinin kısalmasına ve kalitenin bozulmasına sebep olur.
Obeziteye eşlik eden başlıca komplikasyonları Tip 2DM, Hipertansiyon, Dislipidemi, Koroner arter hastalığı,Kalp yetmezliği, Siroz, İnme,uyku apnesi Kanser ve daha birçok hastalıkla birlikte
Can boğazdan gelir gibi görünse de boğazdan gitmektedir.
 
Obezitenin artışının önlenmesi için neler yapılabir???
Gün geçtikçe hızla artan ve ciddi bir ölüm sebebi olan obezite önlenebilir bir hastalıktır.Obezite ile mücadele yaşamın ilk anlarından sonuna kadar devam etmesi gereken bir süreçtir. Çocukluk ve adölesan dönemde görülen obezite Günlük yaşam alışkanlıklarının değişmesi , beslenmenin sağlıklı beslenme yönünde ilerlemesi,fiziksel aktivitenin hayata geçirilmesi hem tedavi hemde önleme ile ilgili önemli adımlardır.
Obezitenin önlenmesinde en önemli adım ile toplumsal farkındalığı arttırmaktır.Toplumsal farkındalığın artırılması toplumun tüm
Bu amaçla Sağlık bakanlığı çalışmalarını sürdürmektedir.Bununla birlikte okul kantinlerinde sağlığa zararlı enerjisi yüksek ürünlerin satışının yasaklanması,gıda sektörüyle ilgili bakanlığın iş birliği halinde olması,TV reklamlarında uyarıcı alt yazıların yayınlanması,obezite broşürleri sağlıklı beslenme broşürlerinin birinci basamakta hastalara dağıtılması,ASM lerde diyetisyenlerin yer aldığı obezite polklınıkleri,toplumsal farkındalığı arttırmak ve obezitenin artışını yavaşlatmak adına yapılmış etkili uygulamalardır.
Obezite tedavisimümkün müdür??
Obezitenin tedavisinde öncelikle tıbbi beslenme tedavisi yapılmalıdır.
Sağlıklı kilo kaybı ve obezitenin tedavisi için öncelikle kişilerin yaşam biçimi ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri şarttır. Bu amaçla uygulanan diyetler kişinin beslenme alışkanlıklarına yaşam biçimine eşlik eden hastalıklarına ,daha önceki diyet denemelerine,kültürel durumuna göre konusunda uzman bir sağlık profosyoneli tarafından düzenlenmelidir.
Bilinen klasik diyetler ,komşunun uyguladığı,TV programlarında öğütlenen ,sosyal medyada nam salmış popüler diyetler kısa vadede bir miktar kilo kaybına neden olsada başarı oranları oldukça düşük ve tedavi özelliği içermeyen hatta zaman zaman sağlığı tehlikeye atan diyetlerdir. Obezite tedavisinde uygulanan diyet kişiye özel olmalıdır.
Tıbbi beslenme tedavisiyle birlikte yapılan egzersiz ve fiziksel aktivite olmazsa olmaz bir sağlıklı yaşam bileşenidir.
Obezite tedavisinin en önemli basamaklarından biri de obeziteye neden olan davranışların tedavi edilmesidir.
Tedavinin bir diğer adımı farmakolojik tedavi aslında birçok hasta için en kolay yöntem gibi görünmekle birlikte tek başına çok da bir anlam ifade etmez.Farmakolojik tedavi ; yaşam tarzı değişikliği,uygun beslenme biçimi,bilişsel ve davranışsal terapi ile birlikte devam ettiğinde obezite tedavisi başarılı olmaktadır.Özetle bir ilaç içtim ve tüm kilolarımdan kurtuldum diye bir mucize henüz bulunmadı.
Farmakolojik tedavi dışında son yıllarda gündemde olan bir takım alternatif tedavi yöntemleri  (ek diyet ürünleri,bitkisel çaylar,…) hakkında yapılan çalışmalar kanıta dayalı tıpta kabul görmemektedir.
Son yıllarda, obezite tedavisinde herkes için heyecan verici ilerlemeler olsa da tedavide kullanılan 3 yöntem: yaşam tarzı değişikliği, farmakoterapi ve bariyatrik cerrahidir.
Obezite ve tedavisi hastalığın kendisi gibi çok bileşenli ve oldukça derin bir mevzu aslında ,bir çok hastalıkta olduğu gibi hastalığın tedavisi ile birlikte en önemli konu hastalığın önlenmesidir.
Dünyanının bir ucunda insanlar açlıktan ölürken ,diğer tarafta obezitenin alıp başını gittiği günümüzde; sağlıklı beslenip sağlıklı yaşayın …
Sevgiyle ve sağlıkla kalın..
Ecz.Feza Yardaş
Yararlanılan kaynaklar;
(1)OBEZİTE TANI ve TEDAVİ KILAVUZU
© Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği • 2018
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum