YALANLARI BIRAKMAYA VAR MISINIZ?

YALANLARI BIRAKMAYA VAR MISINIZ?

YALANLARI BIRAKMAYA VAR MISINIZ?
04 Ocak 2020 - 23:32

CHP’nin ağır toplarının Urla’da yaptığı büyük(!) toplantıyı, bir belgesel çekimi için gittiğim Avusturya’dan an be an izledim…  Sadece kocamanların ne diyeceğini merak ettiğimden işimi gücümü bıraktım,  buradan gelen kayıtlara baktım… 
Bu kadar yalan, bu kadar riya mı olur be arkadaş?
“Demokrasi” savunuculuğu yapmak için toplanmış insanlara bu kadar sığ konuşmalar mı yapılır? Bu kadar basit, bu kadar uyduruk söylemler mi olur arkadaş?
Pes!
Öncelikle söyleyeyim… Orada konuşan hiç kimsenin demokrasinin ne olduğu konusunda en küçük bir fikri yok!  Ne partinin, Genel Başkan yardımcılarının, ne il başkanının, ne ilçe başkanının ne de sevgili Tunç Soyer’in…
Hayır! Demokrasi kavramı bunların kafasında sadece ortaokulda gördükleri yurttaşlık dersinde öğrendikleri ile sınırlı kalmış… Kimse kusura bakmasın…
Demokrasinin tanımı; nasıl bir demokrasiye yöneldiğin ile ilgilidir… Yani demokrasi, bir ideal gerektirir. İdealin neyse ona göre bir demokrasi tanımı yapabilirsin… Zaten dünyada da yüzlerce demokrasi tanımı bu yüzden  birbirinden ayrı olarak ortaya çıkmıştır.  
Genel anlamına bakarsak;
Demokrasilerde yerel ve ulusal düzeyde egemenlik hakkını kimin kullanacağına ve kimin yöneteceğine bir aile değil vatandaşlar karar verir. Ve vatandaşlar bu yönetimleri adil ve özgürce yapılan seçimlerde de serbest bir şekilde rekabet eden yarışan siyasi partiler arasından seçerler. Dolayısıyla demokrasi halkın egemenliğini ve halkın yönetimini ifade eder.
Peki siz, Urla’da halka demokrasi nutukları atanlar;  
Siz; nasıl bir demokrasiden söz ediyorsunuz?  Önce bunu söyleyin…
Çantaların gelip gittiği, entrikaların alabildiğine yükseldiği, adaylarını tepeden, torpille, tanıdık, dost ahbap ilişkileri ile, merkeze götürülen çantaların büyüklüğü ile belirleyen bir partinin, icracıları nasıl bir demokrasiden söz edebilirler?  Rant demokrasisi…. Gelen para demokrasisi… Ahbap çavuş demokrasisi… Ne? Nasıl bir ideali benimsediniz?
Demokrasi ile yalan bir arada olur mu?
Olur… Yalan demokrasisi…
Hangisini ideal olarak seçtiniz?
Ben beklerdim ki;
Partinin genel başkan yardımcıları, İl Başkanı, ilçe başkanı, Büyükşehir Belediye Başkanı Urla Halkı’ndan özür dilesin…
Yapmadılar… Yalanların arkasına sığındılar…
Çünkü;
Bunların gazeteci olarak tanımladığı kişiler…  Paraya endekslenmiş bir takım gruplar… Parayı alıp methiyeler düzen bir topluluk! Gerçek gazeteciler ise, ilgi alanlarının dışında…
 
Aylar önce Seyit Torun’a, Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e, İl Başkanı Deniz Yücel’e Urla’da aday yaptıkları arkadaşın nasıl bir adam olduğunu anlattık…  Kimlerin “sözde” korumasına girdiklerini tek tek saydık, döktük… İplemediler bile…
Burak Oğuz’un CHPli olmadığını anladığımı, araştırdığımı ve bu kardeşimizin yıl sonunu bu makamda göremeyecek kadar yanlış işlere bulaşmış olduğunu öğrendiğimi anlattım… Birisi de bana, “Nereden biliyorsun?” diye sormadı…  Bakın benzer durum; Bayraklı’da var…
Piyangodan belediye başkanı olan Serdar, geçtiğimiz gün bir açıklama yapıyor ve “Şantajcı gazeteciler” filan gibi laflar ediyor…
Örneğini Mesut Sancak olayında gördük. Biz adamın yolsuzluklarını yazdıkça, gazetelere ilanlar verdi. “Benden para istediler vermedim diye bunları yazıyorlar” dedi… Yetmedi, Gazi Hastanesi’nin sahiplerini, Metin Kaya (Barankaya) ve Has Ajansın sahiplerini yalancı tanık, yalancı şikayetçi yaparak, hakkımızda bildik bir savcıya dava açtırdılar… Erol Yaraş nam yiğit gazeteci, bizi şantajcı olarak lanse etti. Ne oldu? Mahkemede bu adamlarla bir kez bile konuşmadığımızı  ispatladık.  Beraat ettik… Gittiler istinaf mahkemelerine…  Şimdi uğraşıyorlar ki; bozdursunlar…  Çünkü arkasından açacağımız davalardan korkuyorlar. Hukuk skandallarının bir bir ortaya çıkmasından korkuyorlar… Mesut Sancak’ın yasaları çiğnediği ispatlandı… Şimdi bu arkadaşlar Burak Oğuz’u kimin ihbar ettiğini araştırıyorlar… FETÖ’nün özel dedektifi olmuşlar… Tehditler geliyor…  Çünkü bizi hedef gösterdiler…
Pazartesi günü bu konuyla ilgili geniş bir şikayet dilekçesini savcılığa vereceğim…
Şimdi…
Burak Oğuz yanlış seçimdi…
Bir kere herkes bunu kabul etmeli…   Burak Oğuz’u korumak yerine, onun partiye nasıl sızdığı üzerinde durulmalı… Ama bu yönetim bunu yapamaz…
Çünküüüüü;
Yıllardır, AKPile iç içe geçmiş bir CHP yapısı var… Hani siz “İzmir CHP’nin kalesi” filan diyorsunuz ya… Değil…  Size sadece istedikleri adamları CHP’den aday yapıp seçtiriyorlar…  Bu durum bu dönem de böyle oldu…  CHPli baronlar var! Ama bu sondur…
Çünkü bu kardeşiniz ve ekibi, size bütün rantçı CHPlilerin şeceresini çıkaracak…  Tek, tek, kimin ne olduğunu göreceksiniz…  Bilmediğiniz büyük vurgunları, büyük rantları gözlerinizin önüne sereceğiz…
 
CHP’nin yapması gereken bu rant grubundan kurtulmasıdır.   Ahlaksız paragözleri hanenin dışına atmalıdır. Burak Oğuz’un avukatlığını yapmak yerine daha büyük felaketleri önlemek amaç olmalıdır. Benden söylemesi… Bekleyin cesaretle bu ay içerisinde inanılmaz olaylar ortaya koyacağız.
 
Bu arada;
Bayraklı Belediye Başkanlığına aylar önce mesaj çektik ve asla ilanlarını filan kullanmayacağımızı belirttik.   Çünkü biz ilan gazetecileri değiliz.  Bütün tekliflerini geri çevirdik… Ekmeğimizi her yerden çıkarabiliriz.  Belgesel çekeriz, kitap yazarız, ayakkabı boyarız ama, hırsız olmayız…
 
İl Başkanı Deniz Yücel… Seni ziyaret edeceğim… (Kaçmaz isen)  Tunç Soyer, seni de yeniden ziyaret edeceğim… (Kaçmaz isen)  Belki bana soracaklarınız vardır ha?
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum