YALANCILAR RESMİGEÇİDİ

YALANCILAR RESMİGEÇİDİ

YALANCILAR RESMİGEÇİDİ
17 Şubat 2020 - 13:15

Urla Belediye Başkanı Burak Oğuz’un soruşturmasını başlatan olay, Urla Esnaf Odası’nın yaptığı ve binlerce genci Urla’ya çeken “Gençlik Festivali” oldu…
Bu festivalin büyük kazançlar getirdiğini düşünen bazıları, 2020’de festivali Esnaf Odası’nı bertaraf ederek almak için kollarını sıvadı… Bu ticari hayatta normal karşılanacak bir durum. Rekabet her zaman önemli ve iyi bir şeydir.
Ancak; burada püf noktası, Önder Şengüler’in elinde Burak Oğuz’u zor durumda bırakacak, bir takım videolar olması ve bu videoları, seçimden sonra önüne gelene dinletmesiydi…  Önder Şengüler isimli AK Partili olduğunu iddia eden şahıs, bu festivali yanında konuşlandırdığı bazı kişilerle (!) almayı ve bu kazancı elde etmeyi amaçlamış… Bu amaçta garip bir şey elbette yok…  Ancak garip olan; bana ve bir çok kişiye söylediği şu sözlerdi:
“Ben belediye başkanının boynuna ipi takmışım, nereye istersem oraya çekiyorum”
Bu söz; Belediye Başkanı’nın aleyhine olacak videoları elinde bulunduran ve önüne gelene dinleten birinin dillendirmemesi, gereken bir sözdü.  Bu söylendiği zaman, hem belediye başkanına, hem de CHP’ye, hem AK Parti’ye hem de Urla’ya zarar veren bir algı ortaya çıkması kaçınılmazdı… Bu sözü Şengüler, bizzat bana da, söyledi. Ayrıca aynı cümleleri kurduğu bir çok kişi biliyorum ki, şahitlik yapacakları için isimlerini vermiyorum.
Bana bu cümleleri kurduğunda “Ben bunu yazarım” demem, gazetecilik refleksidir ki;  söylentinin ilçede çalkalandığı da gerçektir. Haberi yaptım, çünkü belediye başkanının şantajla sıkıştırıldığı gibi bir durum ortadaydı. Ya da öyle bir algı vardı… Ancak Önder Şengüler mahkemede “Bana gençlik festivalini belediye başkanı teklif etti” diyerek,   Belediye Başkanının Esnaf Odası Başkanı Ahmet Aydınhan’ı  ekarte ederek festivali  kendisine vermek istediğini belirtti…
Bu anlattıklarım; gazetecilik açısından bakıldığında HABERİN DANİSKASIDIR! Bunu yazmayan gazeteci, gazeteciyim diye dolaşmamalı!  Bir CHPli Belediye Başkanı, kendisinin FETÖcü olduğunu iddia eden ve bunu aleni yapan bir şahsı çağırıp dev bir organizasyonu vermeyi teklif ediyorsa veya elinde bilgiler olduğunu her yerde yayarak belediye başkanının kulağına gitmesini sağlayan kişi gidip böyle bir organizasyonu istiyorsa bunun altında bir şey aramak gerekmez mi?
Ben sadece bunu haber yaptım ve Belediye Başkanının şantajla zor duruma sokulmuş olabileceği ihtimalini ortaya koydum. Ve varsa böyle bir durumun, belediye başkanının bu cendereden kurtarılmasını, yoksa kişinin elindeki kayıtların incelenmesi gerektiğini anlattım.
İFTİRA FIRTINASI
Bu haberi yazmamın ardından iftira fırtınası başladı…
Belediye Başkanı tutuklandı…  Burak Oğuz’un yakın arkadaşı, bizim Fetö ilişkilerini sorguladığımız için kendisiyle onlarca mahkememiz olan Gazeteci Erol Yaraş, “İhbarcı Mutlu Tuncer mi” diye yazılar yazarak, Fetö örgütünün dedektifliğine soyundu…  Amacı, beni ihbarcı olarak halkın gözünde küçük düşürmekti hedef göstermekti.   Erol Yaraş bu cesareti nereden almıştı ayrı konu!
Çünkü haber; belirttiğim gibi basitti. Endişe duyulan;  ya belediye başkanının FETÖ ilişkileri vardı ve bunun ortaya çıkmaması  için gençlik festivalini sunuyordu, ya da asılsız olarak karalanıyordu…  Bunun ortaya çıkarılması gerekiyordu ve haber bunu anlatıyordu.
Nitekim Belediye Başkanı’nın Fetö ile ilişkileri olduğu ortaya çıktı.  Tabii ki; bu şaşırtan bir gelişmeydi… Aydın görünümlü, Atatürkçü olarak bildiğimiz desteklediğimiz  Burak Oğuz Fetö ilişkileri nedeniyle tutuklanıyordu…
AHMET AYDINHAN BANA PARA VERMİŞ!!!
Ve, haberden sonra konuyu araştırmaya başlayan Cumhuriyet Savcılığı’na Önder Şengüler elindeki belgeleri vermek zorunda kalmıştı…  Burak Oğuz’un tutuklandığı günlerde Önder Şengüler’in sosyal medya hesabından “İmza Önder Şengüler” diye yazması, ilçede “Bakın bu işi ben ortaya çıkarttım” şeklinde algılanmıştı.  Aynı arkadaş, bana Urla’da AK Parti ilçe Başkanı’nın dükkanının önünde hakaret ve tehditlerde bulundu… “25 bin liraya yazı yazıyorsun” diye üzerime saldırdı… Bu saldırıya anlam verememiştim. Mahkemede ortaya çıktı… Önder Şengüler Urla Esnaf Odası Başkanı Ahmet Aydınhan’ın bana 25 bin liraya, soruşturmaya neden olan haberi yazdırdığını iddia etti.  YUH denilecek bir iddia… Bana değil Ahmet Aydınhan, Türkiye’de hiçbir Allah’ın kulu parayla yazı yazdıramaz! Bu iftira nereden çıktı?
AHMET AYDINHAN’A SORDUM:
Ahmet Aydınhan’a sordum…  “Bana 25 bin liraya yazı yazdırmışsın. Yanlışlıkla paraları başkasına mı verdin?” diye…  İşte onun cevabı:
“Böyle bir iddiayı, ancak seni tanımayanlar yapar. Nedenini bilemem. Bir insanın şerefi ile oynanması çok ciddi durumdur. Böylesi bir iddiaya söyleyeceğim çok şey olabilir ama, muhataplara bakınca, bir şey söylemenin gereksiz olduğunu düşünüyorum. Böyle asılsız bir iddia ortaya atmak, insanların şerefi ve haysiyeti ile oynamak, içinde vicdan ve onur taşıyan insanların yapacağı şey olamaz. Gerekli şikayetleri yapmanı rica ediyorum”
Bu konu ile ilgili, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulması için, avukatlarıma gereken talimatı verdim.
Şimdi size Burak Oğuz’un iddialarını anlatayım:
Burak Oğuz’un seçim kampanyasını  genç arkadaşlarla  bir ekip kurarak geceli gündüzlü çalışmalarla yaptık. Buna bütün Urla şahittir. Burak Oğuz, kendisinden Urit Müdürlüğünü istediğimi ve bunun verilmediği için hakkında haberler yazdığımı iddia ediyor!
Bunun kocaman bir yalan olduğu şuradan belli… Burak Oğuz seçimlerden sonra zaten bana “Birlikte çalışıyoruz. Sen benim başdanışmanımsın” demişti… Ve bu nedenle, 23 Nisan, Enginar Festivali ve Anneler Günü’nde organizasyonlar için geceli gündüzlü çalıştık. Enginar Festivali’nde, belediye şantiyesinde yaptırdığım tasarımlarımı herkes biliyor! Burak Oğuz ile yollarımızın ayrılması, bizim Fetö ilişkilerini sorguladığımız iki gazetecinin gelip kendisine beni kötülemeleri oldu. Burak Oğuz o günden sonra, çekilmez tavırlar sergilemeye başladı.
Danışmanlık yaptığım sürece, konumumu belirlememesi, seçim çalışmalarının parasını belediyeden ödemek isteği, işin cılkının çıktığı nokta idi. Seçimlerde çalıştırdığımız genç çocuklara da para vermemişti. Sonunda “Dışarıdan alımla” çalışma formülünü kendisi buldu.   Formüle göre biz seçim kampanyasını yürüten ekip olarak 5 kişi, Belediye’nin sosyal medya, organizasyon, grafik, film işlerini yapacaktık ve bu hizmeti fatura ile belgelendirip, belediyeden tahsil edecektik. Teklif ettiği para 7 bin beşyüz lira idi… Beş kişilik bir ekibin, geceli gündüzlü çalışması, onca kaprisi çekmesinin bedeli bu değildi. Ben kabul etmedim. Sonunda enginar festivali, 23 Nisan ve Anneler günü çalışmalarımız için Fi Sanat Akademisi’nden bir fatura kestik. Ayrıca ayrı bir gönderi yaparak seçim çalışmalarında yapılan işleri listeledik ve  tüm kampanya için 120 bin lira fiyat çıkarttık. Kendisinden fatura bilgilerini göndermesini isteyen mektubu ve faturayı, iadeli taahhütlü olarak belediyeye, Burak Oğuz’a postaladık.
Burak Oğuz ne yaptı?
Birlikte geceli gündüzlü çalıştığımız ekipte olan genç çocukları kandırdı, postadan hem faturayı, hem de borcunu bildiren diğer mektubu, geri aldırttı. Hakan Altuntaş’ı ve Raşit İnan’ı belediyenin Urit Şirketine aldı. Hakan Altuntaş’a işe gelmesinin gerekmediğini söyleyerek bürosundan çalışma kolaylığı verildi.  Ancak bu yine benim haberimle duyulduktan sonra, Hakan Altuntaş işten çıkarıldı. Ancak aylık faturalar keserek, belediyeden ücretlerini almaya devam ettiler…
Mahkeme dosyasından anladığım kadarı ile, bu arkadaşlardan seçim döneminde gönüllü çalıştıklarına dair kağıtlar almış… Bu çok güzel olmuş.  Burak Oğuz, benim seçim kampanyalarında yaptığım masraf ve emeklerimin karşılığını ödememesine “Gönüllü çalıştı” diye bahane ortaya koydu… Peki madem gönüllülerden kağıt aldın, benim böyle bir beyanım var mı? Yok!
Urit Müdürlüğü istedi vermedim yalanı  zaten inandırıcı değil, danışman olarak beni “bedava” çalıştırdığı biliniyor!
Ben bu başıma gelenleri kamu oyuyla paylaştım. Çünkü halkın oyları ile iş başına gelmiş bir belediye başkanının, “Şehri emin” olan bir kişinin böyle bir haksızlık yapması en büyük yanlıştı. Böyle bir belediye başkanının adil bir başkanlık süreci geçireceğine inanmadım. Bir gazeteci olarak yaşadıklarımı kamuoyu ile paylaştım.
Mayıs ayında Burak Oğuz ile Arasta’da buluştuk. Kendisine Önder Şengüler’in elindeki kaseti herkese dinlettiğini anlatarak kayda alınan telefon görüşmelerinde bir çok ismin geçtiğini söyledim. “Bana 23 Nisan’da FETÖ ile hiçbir ilişkin olmadığını söylemiştin. Bunlar ne, bu insanları tanıyor musun?” diye sordum.  Hiç birini tanımadığını söyledi. Kendisinden en azından masraf bazında seçim dönemi için ödeme yapmasını istedim ve mahkemelerde uğraşmak niyetinde olmadığımı anlattım. Ödemeyeceğini belirtti.  Ben mahkemeye başvuracağımı ve bunun duyulacağını, bundan CHP’nin de kendisinin de itibar kaybedebileceğini dile getirdim ve böyle bir inadın gereksiz olduğunu ifade ettim.
Neden ödeme yapmak istemediğini sorunca “Ben sana formülü söyledim. Dış alım yapacaktım, para ödeyecektim” dedi. “Peki, biz çalışacak mıyız hayır! Öncelikle ben istemiyorum. Benim onca emeğim ve cebimden harcadıklarım, geceli gündüzlü sabahlamalarımın bedeli?”
Şöyle dedi:
“Çok emeğin geçti. Gerçekten çok çalıştın. Ama ödemek istemiyorum. Hem param da yok”
Böyle ayrıldık…
Son görüşmem Mayıs ayında bu oldu…
Şimdi bu arkadaşa, bildiğim isimler diyor ki; “Sana şantaj yaptığını söyle…” O da söylüyor…
Sen insanların emeğini sömüreceksin, insanlar emeğinin karşılığını isteyince şantaj diyeceksin. Birilerinin talimatı ile yaptığını biliyorum. Olsun…
Burak Oğuz’a alacak davası açtım. Uzlaştırmacıya da “Benim borcum yok” dedi. Sonunda sev gili Gıyasettin Dündar araya girdi ve “Siz arkadaşsınız buluşun” diyerek ancak masraflarımı ve seçimde borçlandığım paraları karşılayacak bir ödeme yaptırdı. Aralık 2019’du ve ben Burak Oğuz’un elinden “Bu ödemenin seçim dönemi çalışmaları masrafları için yapıldığı yolunda bir kağıt aldım”  Gıyasettin Dündar benim katkılarımı başkanın çok taktir ettiğini ve çok çalıştığımı söylediğini ifade etti.
Bir gazeteciyi susturmanın en kolay yolu iftira atıp, onu itibarsızlaştırmaktır. Şeref ve haysiyeti olan “dik” duran insanların yapmayacağı işlerdir bunlar… Dikkat edin…  Yeni Asır, Burak Oğuz’un ilk duruşmasında, benim kendisini sıkıştırdığımı yazıyor! Kutucuk yapmış.  Halbuki, mahkeme benim alacak davam değil, Burak Oğuz’un Fetö ilişkileri hakkında.
Ege’de sonsüz isimli internet sitesi de geniş geniş, Burak Oğuz’un benim hakkımda verdiği yalan ifadelere yer veriyor. Birileri itibar zedelemesi yapmak için kolları sıvamış…  İHBARCI MUTLU TUNCER Mİ diye soran da var haberlerinde…
Ve, işi Urla Esnaf Odası Başkanı Ahmet Aydınhan’ın bu haberi bana parayla yaptırdığına kadar getirdiler…
Bana parayla haber yaptırılamaz. Bu iddianın sahibi kim ise; mahkemede ortaya çıkacaktır. Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuyorum.  Bu yazıyla Gerçekleri bir kez daha kamuoyuna ve yetkililere hatırlatmak istedim…
 
 
   
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum