SEFERİHİSAR'DAN VAY CANINA GELİŞMELERİ

SEFERİHİSAR'DAN VAY CANINA GELİŞMELERİ

SEFERİHİSAR'DAN VAY CANINA GELİŞMELERİ
06 Ekim 2021 - 14:21

İktidara yakın çevrelerin nasıl zenginleştiğini  Sherlock Holmes gibi takibe koyulmuş ahalinin meşguliyetinden faydalanıp, arada malı götüren küçükler(!) ne yazık ki gözden kaçıyorlar!  Bunların yedikleri herzeler ne yazık ki çoğunlukla çevrelerinde dedikodu tadında konuşulup kalıyor. Dinleyenlerin bazılarının ağızlarının suyunu akıtan bu gerçek hayattan hikayeler, bazılarını da hayretlere düşürüp şaşkına çeviriyor.
İşte Seferihisar bir yıldır böylesi bir çalkantı içinde yayık ayranı fıçısı gibi sallanıyor!  Dilden dile dedikoduların yayılması zaman alacağından, yazalım da gerekli yerler bir an önce duysun diye düşündüm…
Efendim hikayenin bir çok aktörü, yani bizim halk arasında filmlerin başrol oyuncularına dendiği gibi “esas oğlan”ı var. Daha doğrusu, bir çok başrol oyuncusunun arasında gerçek esas oğlanın kimliği pek belli olmuyor! Biz bu hikaye tadıyla kaleme alacağımız yazımızda, esas oğlanı bulmaya filan çalışmayacağız. Filmin dramatik konusunu arz etmeye çalışacağız…
Yoksa, dramatik yerine trajikomik mi demeliydim? Neyse…
Efendim, herkesin başına gelebilir… İnsan maddi sıkıntılar içerisinde boğuşabilir… Parasız kalabilir, yokluk çekebilir… Bu bahsedeceğim esas oğlanlar da bundan DİYELİM 10  yıl önce böyle bir dar boğaz içerisinde kıvranıp dururlardı.  Yani doğrusu Tunç Soyer Seferihisar Belediye Başkanı olmadan halleri berbattı. Araçlarının icra yediemin depolarına gittiğini ilçede bilmeyen yoktur sanırım. Ama bu durum elbette ayıp değil… Bu durumdan çıkmak için haksızlık yapılması, insanların enayi yerine konması, üç kuruş için insanlara kötülük edilmesi  ise ayıbın dibi tabii.
Yani detaya girmeden, bahse konu edeceğimiz aktörlerin hiç biri aileden zengin filan olmadığı gibi, namlarının da facia durumda bulunduğunu  ben dahi yeni yeni öğrendim…
Efendim bu aktörlerin başı olduğu sanılan muhterem, emlak işleriyle uğraşır.  Ekibini yönetir, işine yarayacak adamları rakı sofralarında ağırlar, beleş gezilere götürür, milleti birbirine düşüren dedikodular yayar, herkesi bir dakikada satar, yedi dereden su getirip,  pişmiş aşın içine düşünmeden katar…
Son yaptıkları gezinin şeref konuğu, bizim İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in “Kara kutusu” olarak nam salmış, Tunç Soyer tarafından “köşeyi dönsün” diye bir belediye şirketine  yönetim kurulu üyesi  olarak atandıktan sonra tepkiler üzerine ayrılan  Üseeen Beyefendi’dir…  Üseeen Bey, Tunç Bey ile üçüncü şahıslar arasında taa, Seferihisar’dan beri köprü görevi yapan şoför kardeşimizdir.  15 günlük Kıbrıs tatilinde doyasıya eğlenmiş, hikayenin baş aktör adayı tarafından sevgi ve muhabbet ile ağırlanmıştır. Dün Tunç Soyer hakkında söylemediğini bırakmayan aktör kardeşimiz, bu gün onun şoförüne tatil ikram etmiş, ne güzel…
Konumuz çok kişiyi ilgilendirdiğinden kelli, yazımız biraz uzun olacak. Artık, keyifle mi okursunuz, yoksa “Amma uzatmış” mı dersiniz ben bilmem… Ama hikayem ilginç…  Hatta hatta, genç sevgilisi ile Çanakkale’ye kaçıp sonra tanıdıkların araya girmesi ile sıcak yuvasına dönen kart kadının bilmem ne programında yayınlanan hikayesi bile bu kadar ilginç olmaz.
Efendim hikayeye aile fertlerini karıştırmadan devam edelim...
Kıbrıs fatihlerinin belediyeye iş yapan şirketlerine yeni bir inşaat şirketi eklendi. 
Sonradan zenginlerin  bu şirketi kendi üzerlerine yaptığını düşünmeyin tabii... Belediyeden yıllardır ihalesiz iş alıp köşe döndüren bilişim şirketi gibi,  başkalarının üzerine… Bu güzel insanlar son olarak  kooperatif kurarak kariyerlerinde zirveye ulaştılar... Allah kazançlarını çok etsin.  Bu konu, daha doğrusu bu tezviratlar henüz araştırılıyor. Medeni bir şekilde gazetecilik görevimizi yerine getirmek, siz sevgili halkımızı aydınlatmak, yetkilileri göreve davet etmek işimiz!  Şimdi bu başka şehirlere de uzanan kooperatif ve inşaat şirketi zenginliğini  şeftali tadında ortaya koymak gerekiyor…
Ha,  tam ilk hikayeyi,  şimdilik sonlandırırken “Dur yahu, peki belediye başkanı İsmail Yetişkin bu işleri görmüyor mu?” diye sorduğunuzu hissediyorum. .. Vallahi ben İsmail Yetişkin’i severim. Hatta çok severim… Ama ben de şaşkınım. O koltuklara oturanlar feci bir hastalığa yakalanıyorlar. Bağışıklık biraz düşük ise, hırs, para kokusu, güç, etraftan gördükleri ilgi, insanları pek çabuk baştan çıkarabiliyor. Şimdilik Sayın Başkan’ın neden bu işlere meydan verdiğini bilmiyorum. Belki de gerekenleri yapıyordur. Bekleyip göreceğiz.  Bu konunun tabii ki takipçisi olacağız! Ve size tabii daha çok  ilginç Seferihisar hikayeleri anlatacağım.
Bu yazdıklarımın birer iddia olduğunu sakın unutmayın. İddialar ise gerçeğin ortaya çıkması için önemli verilerdir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum