PENSİLVANYA GÜZELİ EROL YARAŞ

PENSİLVANYA GÜZELİ EROL YARAŞ

PENSİLVANYA GÜZELİ EROL YARAŞ
23 Aralık 2019 - 12:41

PENSİLVANYA GÜZELİ EROL YARAŞ…
 
Ben  “Basın çamaşırhanesi” diye bir YOUTUBE programı yapıyorum… Türkiye’nin efsane gazetecisi Ender Coşkun, program partnerim…  O’nun eski  ama, yeteneksiz çırağı, gazetecilikte genç kızların çıplak fotoğraflarını çekerek haklı bir ün yapan, 7 Şubat MİT Kalkışmasının (2012) ardından Melanet Yuvası Yamanlar Koleji’nin organizasyonu ile FETHULLAH GÜLEN’e  gizli bir  görüşme için götürülen az sayıda gazetecilerin arasında bulunan…. İzmirli işadamlarını FETÖ Vakıflarıyla iş yapmaya özendirici yazılar yazan, Yamanlar Koleji’nin tanıtım işlerini üstlenen, aynı kolejin Gaziemir Şubesi’nin açılışında gazeteci Hamdi Türkmen ile kurdele kesen… Afrika’da FETÖ okullarını denetleyen… Mesut Sancak isimli yandaş işadamının kanatları altına girerek kendisini koruyan, gariban esnafın yüzbinlerce lira parasını cebe indiren,  belediyelerden, sivil toplum örgütlerinden, kooperatiflerden nemalanan sözde gazeteci EROL YARAŞ, yarım yamalak Türkçesi ile, Burak Oğuz’u kimin ihbar ettiğini araştırırken, beni hedef gösterip, bana “ÇAMAŞIRCI GÜZELİ” demiş…
Demek ki; program bazı çevrelerde rahatsızlık uyandırmış, belli…
Erol’un göz numaraları hayli ilerlemiş… Katarakt iyice kalınlaşmış anladığım kadarıyla… Çünkü ben güzel değilim…  Üstelik Erol’un uzmanlık alanı da erkekler değil… Ben de kendisine izniyle “PENSİLVANYA PRENSİ” diyeceğim…
Bu arkadaş, FETÖ bağlantıları yüzünden tutuklanan Burak Oğuz’u, yine ismi İzmir FETÖ Babalar iddianamesinde geçen Mesut Sancak’ın sözde danışmanı, Pensilvanya’da Fethullah Gülen’in karşısında duygulanıp hüngür hüngür ağlayan Ünal Ersözlü ile ile birlikte ziyaret etmiş, ona “Benden uzak durması talimatını” vermişlerdi…  Muhtemelen, koruyuculuk konusunda da söz vermişlerdi.
Bu ziyaretten sonra Burak Oğuz’un Fetö ilişkilerini araştırmış, ona sorular sormuştum… “Sen Fetö’nun Buca İmamı mısın Burak” tarzındaki haberlerime kimseden bir cevap alamamıştım. Sonunda Burak’ın ilişkileri patladı… İhbar edeni arayıp bulmak da Pensilvanya Prensine düştü…
Beni hedef gösteriyor olması bu yüzden!
“İhbarcı Mutlu Tuncer’mi?” diye manşet atarak, beni hedef yapmaya çalışan Pensilvanya Prensi Erol, ne yapmak istiyor? Böyle bir şahsiyeti, ihbar etmek suçmuş gibi, gazetecilik ile, ihbarcılığı karıştıran bu büyük gazeteciye kimsenin “SEN NE YAPIYORSUN?” diye sormaması da ilginç değil mi?
Tutun ki; ben ihbar ettim… (Benim haberlerim savcılar tarafından ihbar kabul edildi… Ben şikayetçi filan olmadım. Burak Oğuz konusunda yaptığım tek şikayet, onun nitelikli bir şekilde beni dolandırdığı olayıdır. Urla’da görev yapan savcı arkadaşlardan birisi, zannediyorum, dilekçemi tam okumamış, Burak Oğuz’un kendisini ziyaretinin ardından bu şikayetime takipsizlik kararı vermişti. Ben gereken itirazları yaptım)  Peki  bu ülkenin meclisini bombalayan, seçilmiş Cumhurbaşkanını öldürmeye kalkan, yüzlerce insanın hayatını söndüren eli kanlı örgütün üyelerini ihbar etmek ne zamandan beri suç oldu? Erol, bunun cevabını vermeli… Tabii önce birileri ona bu soruyu sormalı…
Bu şımarık, milyoner prens ve arkadaşları önce 7 Şubat MİT Kalkışmasının ardından Fethullah Gülen’e neden gittiklerini ve neden bu konuda tek satır yazmadıklarını arkadaşları ile birlikte devletin yetkili makamlarına anlatmalı. Biz bu ilişkileri detaylı olarak yazdık. Nasıl olduysa, bu ilişkileri yazdığımız için Erol bizi gözaltına aldırmayı ve Terörle Mücadele’de 8 saat sorgulatmayı başardı… Bu başarının sırrını da devlet araştırmalı değil mi? Ben gözaltı yaşadıktan ve tabii şaşırdıktan sonra gözaltına alınması gerekenleri bir geniş dilekçe ile savcılığa bildirmiştim.  Bir savcı, bunların olağanüstü günlerde grup olarak Fethullah Gülen’e gidip, yanında el pençe divan durmalarını, ama tek satır haber yazmadan geziyi saklamalarını “Gazetecilik faaliyeti olarak” nitelendirip, şikayetimize takipsizlik kararı vermişti… Bizim gözaltı sürecimiz ve tam iki buçuk yıl dosyanın saklanması, bizim ifadelerimizin yok edilmesi, büyük bir hukuk skandalıydı. Bir dolu şikayetler yaptık.
Bu konuya “Gazetecilik faaliyeti”  diyen Savcı halbuki çok yanıldı. Demek ki gazetecilik konusunda bilgi sahibi değildi. Gazetecilik faaliyetlerinin finali haberdir! Kimse bu konuda başka bir iddiada bulunamaz. Bizi gözaltına alan savcı, ne sebeple bu işi yaptığını açıklayamadı. Bunların da sorulması gerekiyor.
Şimdi Erol Yaraş isimli gazeteciye ve aynı zamanda yetkililere soruyorum:
-Erol, Melanet Yuvası Yamanlar Koleji’nin tanıtım ve reklam işlerini sen mi yaptın? Yaptıysan bu güne kadar kaç liralık fatura kestin?
-Bu gezileri sen mi organize ettin?
-Fethullah Gülen ile yaptığın görüşme hakkında tek satır yazmadığınız halde bunun bir gazetecilik faaliyeti olduğunu neye dayanarak söyleyebiliyorsun?
-Yandaş işadamının bize kurduğu şantaj kumpasının iddianamesini daha mahkeme kabul etmeden nasıl aldın da basına servis yaptın? Hiç vicdanın sızlamadı mı? Mahkemede yalancı şahitleri Mesut Sancak’a sen mi getirdin?
-Beraat ettiğimizi ve kumpasın ortaya çıktığını niye haber yapmadın?
-Burak Oğuz olayında ihbarcıyı arıyorsun. Sana mı kaldı Burak Oğuz’u korumak, sen kimsin? 15 Temmuz Darbe girişiminin ardından FETÖ’nün televizyon kanalının kapatılmasını da eleştirmiştin. Bu ne sevgi Erol?
-FETÖcü işadamlarına hiç fatura kesip para aldın mı? Onlarla ortak işler yaptın mı? Bu FETÖ ilişkisi nereden geliyor?
-Fetö’nün okullarının açılış kurdelesini keserken resimlerini yayınladık. Bu ne ilişki Erol? Senin FETÖ ile bir bağın olmasa, okullarının açılış kurdelesinin kesilmesinin sözde şerefini sana neden versinler?
VE ŞİMDİ İZMİR ADLİYESİNE SORUYORUM:
SAYIN SAVCILAR SİZ BU KİŞİLERİN YARATTIĞI HUKUK SKANDALLARINI HİÇ MERAK ETMİYOR MUSUNUZ? BU SORULARIN CEVAPLARINI SORMAYI DÜŞÜNMÜYOR MUSUNUZ?
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum