İFTİRA ATMAKTAN GERİ KALMADI!

İFTİRA ATMAKTAN GERİ KALMADI!

İFTİRA ATMAKTAN GERİ KALMADI!
14 Şubat 2020 - 17:51

Urla’nın eski Belediye Başkanı Burak Oğuz, Fetöcü olduğu iddiasıyla bu gün hakim karşısına çıktı. “Bilmiyorum, hatırlamıyorum”  üzerine yaptığı savunmada, yalana da sarıldı.  Mahkeme 30 Mart’a kaldı. Mahkeme heyeti, tahliye talebini reddetti.
YALANA SARILDI
Bilindiği gibi Burak Oğuz’un, seçim kampanyasını yürüttük…  Alacağımızı istememizi, savcılık ifadesinde “Beni yazılarıyla sıkıştırdı” diye anlattıktan sonra mahkemede kendisine “şantaj” yaptığımızı iddia etti. Hakimin “Neden şikayet etmedin o zaman?” sorusuna da, “etmedim” diye yanıt verdi. Ben tanık olduğum için bu ifadelerini duyamadım. Duysaydım gerekli cevapları elbette verirdim. Ancak duruşmada sadece sorulanları cevapladım.
Burak Oğuz neden yalana sarıldı?
Geçtiğimiz yıl, kendisinin Çeşme’de otel ruhsatı ile Turizm Tesis alanlarına yasadışı rezidanslar yaptığını iddia ettiğimiz Mesut Sancak, benim ve bu haberleri yayınlayan iki gazeteci arkadaşım hakkında bir şantaj kumpası kurmuştu. Hiç tanımadığım, hayatımda hiç görmediğim adamları şahit ve şikayetçi yaparak, beni şantajla ilişkilendirmeye çalışmıştı. Soruşturma aşamasından yargının bitimine kadar hukuk skandallarıyla dolu bir süreç geçirdik. Mesut Sancak’ı hiç tanımıyordum. Şikayetçi ve şahitleri de öyle. Şikayetçi ve şahitler, poliste beni suçladıkları  ifadelerini mahkemede değiştirerek “Biz Mutlu Tuncer hakkında bunları söylemedik. İfademize nasıl geçti anlamadık” demişlerdi. Mesut Sancak’a mahkemede benimle hiç konuşup konuşmadığını sordum.  Teknoloji bu kadar ileri olmasaydı belki yalana sarılacaktı. Yapamadı. Doğruyu söylemek zorunda kaldı. Ne telefonla ne de yüz yüze görüşmemiştik.  Peki nasıl şantaj yaptım? Mesut Sancak’ın cevabı “Öyle hissettim” olmuştu…
Bu mahkemede beraat ettik. Çünkü şantaj yapılacak bir durum yoktu…  Amaçları, beni şantajdan mahkum ettirip, basın kartımı iptal ettirmekti. Yapamadılar.
Şimdi Burak Oğuz, mahkemede “Bana şantaj yaptı” diyerek, belli ki istinafa giden bu dosyaya, bir dayanak oluşturmaya çalışıyor. Bu ne iğrenç bir iftiradır?
Mesut Sancak’ın adliye bağlantılarını alabildiğine kullanan bir gazeteci Burak Oğuz seçildikten sonra Mesut Sancak’ın danışmanı ile belediyeye ziyaret yapmışlardı. Bu ziyaretten sonra Burak Oğuz bana “Seni kötülediler” demiş ve bu konuşmadan sonra kendisi ile ilişkilerimi kesmiştim.
Bu arada bana Burak Oğuz’un Fetöcü olduğu yolunda ihbarlar gelmişti. Son olarak Arasta’da buluştuğumuzda bunu kendisine sordum. “Bana Fetö ile ilgin olmadığını söylemiştin ama bak bu isimlerle irtibatın olmuş” diyerek birkaç isim söyledim. Sonra da seçim çalışmalarının bedelini ödemesini istedim ve yollarımızı ayırdım.
Seçimlerde çalıştırdığı gençlerden “gönüllü çalıştık” diye kağıtlar almış. Bu kağıtları onlara belediye imkanlarını sunmak karşılığında verdiğini ispatlayabiliriz. Şimdi mahkemede benim kendisinden olmaz isteklerde bulunduğumu söylüyor…  Uygunsuz isteklermiş… Mesela şirket müdürlüğünü istemişim. Ben ticaretten ne anlarım? Hani danışmanlık dese bir derece…
Bana para ödeyip, kağıt imzalatmış!
Kocaman bir yalan. Bir çok kişi, devreye girerek, hakkımı ödemesini istemişlerdi. Bunlardan birisi Gıyasettin Dündar’dı. Baba dostu bu adam, araya girerek bizi buluşturdu.  Verdiği para karşılığında bana bir anlaşma imzalatmak istedi. Ben “Bu arkadaş bana parayı verir ama, şikayet eder iftira atar” diyerek kağıdı kendim yazıp paranın seçim çalışmalarındaki masraflar için alındığını belgeledim.  İyi ki de yapmışım.
Gıyasettin Dündar’ın şu sözünü unutmam:
“Seni öve öve bitiremedi. Sana yaptığı övgülerin bir kısmını sana söylese alacağından vazgeçerdin”
Burak Oğuz, kendisine şantaj yaptığım iddiasını acaba niye yapıyor?  
Sebebi belli… 
Ben 1989 yılından bu yana, Fethullah Gülen örgütü ile mücadele ediyorum. İzmir’de bu mücadeleyi veren iki kişi var. Biri de Gazeteci Ender Coşkun’dur! 
Yeni Asır yıllarında önümüze çuvallarla para konduğunu herkese arşivlerden ispatlayabilecek durumdayız.  İftira herkese atılır ama, herkese yapışmaz!
Burak Oğuz, bu günkü duruşmada, yalanlarının dışında kendisine sorulan sorulara “Bilmiyorum, hatırlamıyorum” cevaplarını verdi.
Avukatları “Husumetiniz var mı?” diye sorular sordular bana… Sorulardan biri de “Neye dayanarak Burak Oğuz’un Fetö imamı olup olmadığını soran yazıyı yazdınız, böyle bir iddia ciddi deliller gerektirmez mi?” oldu…
Yani alacağımı istememi husumet sayıyor. Ben de bir gazetecinin bir ilçede dolaşan ciddi iddaları yazmasının belge gerektirmeyeceğini anlattım. Burak Oğuz’a sorular sorduğumu ve cevaplar beklediğimi ama o cevapların gelmediğini söyledim.
Şimdi Burak Oğuz şunların cevabını vermeli:
Madem sana şantaj yaptım neden savcılığa iki satır dilekçe yazıp, beni şikayet etmedin?
Burak Oğuz hakkında Pazartesi günü iftiradan suç duyurusunda bulunacağım.
Fetö Terör Örgütüne üye olmaktan tutuklu yargılanan eski belediye başkanının duruşması 30 Mart’a kaldı… 30 Mart’ta ise yeni  detayları anlatmak için yeniden şahitlik için müracaat edeceğim.
Üstelik davanın konusu gazetecinin bunu yazmış veya yazmamış, neye dayanarak yazdığı değil, Burak Oğuz'un Fetö ilişkileridir! 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum