FETO BUNLARI NİYE DAVET ETTİ, KİMSE SORMAYACAK MI?

FETO BUNLARI NİYE DAVET ETTİ, KİMSE SORMAYACAK MI?

FETO BUNLARI NİYE DAVET ETTİ, KİMSE SORMAYACAK MI?
16 Ekim 2020 - 11:19

HUKUK SKANDALI KUMPAS,
 DOĞRULUĞA TOSLADI!
 
7 Şubat 2012, silahlı terör örgütü FETÖ’nün MİT üzerinden kalkıştığı ilk darbe girişiminin tarihidir! İşte bu iğrenç kalkışmanın ardından; Fethullah Gülen Örgütü’nün en önemli karargahı melanet Yuvası Yamanlar Koleji;  örgütün sözde başkenti olan İzmir’den bir grup gazeteciyi gizlice Amerika’ya götürdü… FETO ile görüştürdü… Kimler vardı bu grubun içinde?
Büyük(!) Gazeteciler vardı!
Erol Yaraş… Ünal Ersözlü, Hamdi Türkmen,  Vahit Yazgan, Şebnem Bursalı…  Ufuk Türkyılmaz, Deniz Sipahi!
Bu isimler, Yamanlar Koleji’nin organizasyonu ile, Amerika’ya gittiler! Önce Huston’da Vakıfların ileri gelenleri ile, sonra da Huston’dan 2 bin 500 kilometre uzaklıktaki Pensilvanya’ya gidip Fethullah Gülen ile görüştüler!
Bu görüşme niçin ayarlanmıştı? Ne görüşülmüştü?
Bunlar sır olarak kaldı…  Çünkü grup, bu görüşmeyi gizleme kararı almıştı…
Türkiye’ye döndüklerinde, sanki turistik gezi yapmışlar gibi, kıytırık Amerika röportajları yayınladılar. Bazıları ise belli ki aldıkları görevler gereği, FETÖ Vakıfları’nı öve öve bitiremeyen yazılar kaleme aldılar. Erol Yaraş isimli magazin fotoğrafçısı, İzmirli işadamlarını bu vakıflarla iş yapmaya özendirici makaleler yazıp, övgülerini bir kademe yukarıya taşıdı…
Ama Fethullan Gülen ile görüşmelerinden hiç biri bahsetmiyordu!
İlk olarak bu görüşmeyi korkudan üstü kapalı Yılmaz Özdil yazdı… “Niye gittiler?” diye üstünkörü sordu! Sonra da sustu…
Biz bu Amerika seyahatinin detaylarını araştırdık. Gidenler gittiklerini saklıyorlar, “Fethullah Gülen ile görüşmedik” diyorlardı.
Ve gazeteci Ender Coşkun bir fotoğrafa ulaştı. Bu fotoğraf, bizim ünlü gazetecilerin Fethullah Gülen ile görüştüklerini belgeliyordu… Fethullah’ın önünde el-pençe divan durmuşlar, ayakları çıplak, ihtiram vaziyetinde ve yalınayak poz vermişler!
Yazıp sorduk; “Bu ne iş?”
Cevap yok…
Cevap olmayınca yine yazdık, yine yazdık!
Bu Amerikalılardan sadece Erol Yaraş, hakkında yalan haber yapıldığı, kendisine iftira atıldığı gerekçesi ile bize ihtarnameler çekmeye başladı. Önce avukatı, rahmetli kayınpederi Nuri Nencan idi…  Sonra ismi Babalar İddianamesi’nde geçen, Fethullah Gülen’in sağ kolu Ahmet Küçükbay’a polis operasyonunu haber verdiği iddia edilen Mesut Sancak ile ittifak yaptı, onun avukatı Meryem K’ya  dosyalarını teslim etti…  Bu ittifakın nedeni ise; bizim Mesut Sancak’ın Çeşme’deki YASADIŞI inşaatlarını yazmamızdı…  Kimsenin dokunamadığı bu para babası adama dokunmanın bir cezası olmalıydı değil mi?
İttifak tamamdı. Bunlara Şebnem Bursalı da katıldı…  Yeni Asır ellerindeydi… Mesut Sancak’ın tanıdığı savcılar vardı… Madem bunlar Erol Yaraş’ı, Mesut Sancak’ı, Şebnem Bursalı’yı rahatsız ediyorlardı, görürlerdi günlerini!
Hemen Erol Yaraş ve Şebnem Bursalı’nın ağzından dilekçeler yazıldı. Tanıdık savcı Ayhan Y’ye bu dilekçeler götürüldü. Ayhan Y o sıralar terör savcısı idi… Ama dilekçelerde iddia edilen suçlar, basın suçu bile değildi! Şebnem’in dosyasına ek ifade konuldu “Bunlar Fetö Kriptosu” dendi! Ancak bu ek dilekçeyi de biz hiç göremedik.
Amerika’ya gidip gizlice Feto ile görüşüp, onun vakıflarını öve öve bitiremeyenlerin şikayeti ile biz neden Feto’ya gittiklerini soran iki gazeteci, Ender Coşkun ve Mutlu Tuncer  operasyonla gözaltına alınmıştık!  Nerede? Terörle Mücadele Şubesinde! Muayenelere gittik, kemerlerimiz çıkarıldı, telefonlarımız alındı, saatlerce sorgulandık!
Suç sadece Erol Yaraş ve Şebnem Bursalı’ya “Feto ile ne görüştünüz” diye sormaktı! Elbette, 1989 yılından o yana Fethullah Gülen ile nasıl mücadele ettiğimizi belgeledik, milletin “Hocaefendi” dediği yıllarda biz Türkiye için büyük tehdidi işaret ettiğimizi ortaya koyduk! Bu gözaltının niçin yapıldığını anlayamadığımızı söyledik… Ama nafile! Kumpas işledi… Amaç bize gözdağı vermekti… Bu gözaltının bir FETÖ kumpası olduğunu da anlattık!
Neticede serbest kaldık…
Hiç görülmemiş olaydır ki; Savcı Ayhan Y, iki gün sonra bizi makamına davet ederek çay ikram etmek istediğini söyledi… Meraktan gittik! Kendisinin FETÖcü olmadığını, Fetö ile mücadele eden bir savcı olduğunu anlattı… Sonra da bu Amerika gezisini kurcalamamızı üstü kapalı ima etti…
Elbette bu işin peşini bırakmayacaktık… Şebnem Bursalı’nın şikayet dilekçesi dosyadan yok oldu…  Dosya elden ele dolaştı, sonunda basın savcısına gitti… Bize hakaret davası açıldı… Bu kez de Erol Yaraş’ın şikayet dilekçesi ile ilgili dava yoktu! Sadece Şebnem Bursalı şikayetçi idi…
Dava 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Üç seneden fazla süren bir maraton!! Bu maratonda, yine Savcı Ayhan Y eliyle bize “şantaj” kumpası kuruldu… Mesut Sancak şikayetine yalancı tanıklar da katıldı… Evvel Allah, üstesinden geldik… Onları mahkemelerde rezil ederek iftiralarını ortaya çıkardık! Beraat ettik… Utanmadan İstinaf Mahkemelerine gittiler…
Dün 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde o meşhur gözaltıdan sonra oluşturulan davanın duruşması vardı. Şebnem Bursalı’nın avukatı, karar aşamasına gelmiş dosyaya mazeret göndermiş. Duruşma savcısının talebiyle mazeretleri reddedildi, dava görüldü… Mahkeme Ender Coşkun ve beni suçsuz bularak beraat ettirdi.
Yani, üç senede yaşadığımız stres, zaman kaybı, bir dolu masraf, bu iki insanın bize hediyesi oldu. Ancak daha hiçbir şey bitmedi. Hesap sorma zamanı bize gelecek.  Onlar uzattıkça uzatacaklar… Dosyaları geciktirecekler, torpiller koyacaklar… Ama şu söz; yazımın bitiş cümlesi olsun çok şey anlatacak herkese:
Adalet topal bir adam gibidir! Yavaş yürür ama, hedefine geç de olsa ulaşır!
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum