EROL YARAŞ'A ADALETTEN KENDİNE GEL TOKADI!

EROL YARAŞ'A ADALETTEN KENDİNE GEL TOKADI!

EROL YARAŞ'A ADALETTEN KENDİNE GEL TOKADI!
07 Ocak 2021 - 20:47

Kendisini “duayen” gazeteci olarak lanse ederek, İzmir’de yaptığı işlerle (!) haklı bir zenginliğe kavuşan ve sırf kızının atının rahat etmesi için 10 milyon lira harcayarak köy evi ruhsatı ile otel, restoran ve kapalı at manejlerinin bulunduğu dev bir tesis inşa ederek  kendisinden bolca  bahsettiren Erol Yaraş isimli gazeteciye, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi tokat gibi ders verdi…
Yeni Asır Gazetesi’nde plajlarda üstsüz genç kızların fotoğraflarını çekerek haklı bir üne kavuşan, ününü, Ajda Pekkan’la nişanlanarak pekiştiren, sonra da kendi ajansını kuran Erol Yaraş, Narlıdere’de karısının üzerine yaptırdığı otel, İtalyan Restoranı ve kapalı at manejleri ile gündeme gelmiş, tarafımızca eleştirilmişti. Çünkü gazetelere, “Kızımın atı rahat etsin diye yaptırdım” dediği bu tesisin ruhsatı sadece “Köy evi” ne izin veriyordu.  
Zamanın Narlıdere Belediye Başkanı, şimdi Konak Belediye Başkanı Abdül Batur nedense bu yasal olmayan işe göz yummuş, hiçbir şikayeti işleme koydurmamıştı…  Hatta mahkemelere dahi gerçeği yansıtmayan belgeler göndermiş, ne sebeple bilinmez Erol kardeşini korumuştu. Zaten yargılandığı bir mahkeme de onu “Suç işleme alışığı” diye nitelendirmişti. Bunu yazdığımız için muhtemelen Erol Yaraş’ın gazlamasıyla o da bizi mahkemeye verip ağzının payını almıştı.  Abdül Bey, benden 100 bin lira istiyordu… Mahkemenin kendisine “Suç işleme alışığı!” dediğini yazdığım için…  Ben de para basıyorum ya… 75 Erol’a, 100 Abdülbatur’a… Neymişim bilemedim…  Sonunda Abdül de mahkemeden dersini aldı!
Burada amaç bizi yıldırmaktı, etrafa göz dağı vermekti… Mesut Sancak nam yiğit ile Erol’un işbirliği de bu amaçla gerçek oldu.  Gerçek gazetecileri bitirip, istedikleri gibi at koşturmak isteyen bu şahıslar, bize yalancı şahitlerle kumpas bile kurdular… Tanıdık savcıları ile yapmadıkları rezalet kalmadı… Hiç tanımadığım sözde işadamlarını şahit gösterip, beni ve Nivent Kurtuluş’u  şantajdan yargılattılar. Ama çatır çatır mücadele ederek, kumpası ortaya çıkarıp beraat etmeyi başardık…  
Bu yargılamayı, açtıkları diğer davalara delil gösterdiler… Her mahkemeye “Bunlar şantajdan yargılanıyor” demekten utanmadılar, sıkılmadılar… Allah’tan korkmadılar… İftira atmaktan çekinmediler.
Mahkemenin suç işleme alışığı olduğunu üzerine basa basa ifade eden Abdül şimdi Konak İlçesi Belediye Başkanı… Güler misin ağlar mısın?
Erol Yaraş, yazdığımız ve hiçbir suç unsuru olmayan davaları değişik ilçelere taşıyıp, nasıl engelleme kararı alabildiğini artık açıklamalı…  Bizi FETÖ ilişkilerini sorguladığımız için nasıl gözaltına  aldırdığını açıklamalı… Bize kumpas kuran işadamlarının nasıl ikna edilerek tanımadıkları insanları neden karaladıkları ortaya dökülmeli… Zamanı geldi… Şehircilik İl Müdürlüğü, Narlıdere belediye yetkilileri, Büyükşehir Belediye yetkilileri de hesap vermeli ve verecekler!
Aynı zamanda FETÖ ilişkileri nedeniyle sorular sorduğumuz Erol Yardaş isimli DUAYEN GAZETECİ,  tanıdık bir  savcı vasıtası ile bizi gözaltına aldırmış, yine imar işlerinden eleştirdiğimiz ve adliyede çok etkin olduğu bilinen Mesut Sancak ile işbirliği yaparak bizim itibarımızı zedeleyecek girişimlerde bulunmuştu. Mesut Sancak ve yandaşlarının  yalancı tanıklarla bizi şantajcı olarak ortaya atmaları da bu girişimlerden biriydi.  Garip şekilde iki buçuk yıl süren davada da işin kumpas olduğunu kanıtlayıp beraat etmiştik. 
Gelelim Erol’un açtığı tazminat davasına.
6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin  bayan hakimi, bizi adam akıllı dinlemekten bile imtina ediyordu. Belli ki, bizi sevmemişti! Sonunda üç gazetecinin 10’ar bin lira tazminat ödemesine karar vermişti…  Erol, hemen avukatı Meryem Kocabaş vasıtası ile, icralara koşturdu. Nasıl yaptıysa, polisleri evime kadar gönderip, arabamı aldırarak yediemin deposuna attırdı. Trafik polislerinin işi bu değildi ama, aldıkları emri yerine getirdiler.
Biz tazminat, avukat ücretleri, mahkeme masrafları derken, cepleri boşalttık.  Gerekçeli karar çıktı. Mahkeme hakimi beklediğimiz gibi, gerekçe yazamamıştı. Tazminat vardı ama, gerekçesi yoktu…  Neden böyle yaptı? Ortada suç yoktu, tazminat gerektirecek bir durum da yoktu da ondan… Ama o aldırmamıştı… Tazminatı basıp geçmişti…
Büyük Gazeteci, bu mahkumiyeti, resimlerimizi basarak “Paraları hayır kurumuna bağışlayacağım” diye haber yaptı… Erol Yaraş ve hayır yapmak!!!  Açtığı işyerlerinde insanları sigortasız çalıştıran, Esnaf Birliğinin sahte ödülünün tanıtımı için gariban esnafın yüzbinlerini cebe indiren, dedikodu uzmanı  Erol Yaraş,  bizden aldığı haksız tazsminatı hayır kurumuna verdi mi bilemem ama, şimdi faiziyle geri ödemek zorunda olduğunu biliyorum.
Biz bu haksız mahkumiyet için İstinaf Mahkemesi’ne başvurduk. Uzun bir zaman bekledik… Onlarca dava açarak hakimlerin önünde “Durun daha ben size neler yapacağım” diyerek böbürlenen Erol Yaraş’ın kazandığı tazminat sonunda başına geçti.  Bölge Adliye Mahkemesi, Erol Yaraş’a gazetecilik dersi veren bir gerekçeli karar ortaya koyarak 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin  haksız kararını iptal etti. Kesin hükümm kurarak mahkeme kararının yanlış olduğuna karar verdi… Yani yine torpil devredeydi.  Bunu anlamıştık çünkü mahkeme hakimi bizi dinlemekten bile imtihna etmiş, alel acele karar verip geçmişti.  Peki ama neden? Bunun cevabını ben biliyorum, yakında sizinle paylaşacağım.  Mahkeme kararında DUAYEN GAZETECİ EROL’A DA dersler var!
Mahkeme mealen Erol’a şöyle diyor:
“Erol Yaraş bir gazeteci olarak basın özgürlüğünün değerini bilmek zorundasın. Basının görevleri, toplumu ilgilendiren konularda gördükleri şüpheleri yazmaları ve insanları aydınlatmalarıdır. Bu davanın reddedilmesi gerekirken gazetecilerin mahkum edilmiş olması yanlış karardır”
Ama Erol ne bilsin ki? Magazin gazeteciliği, gerçek gazetecilikten biraz farklı… Çıplak kadın fotoğrafı çekmek başka iş, haksızlıklarla, itle kopukla, soyguncuyla, ahlaksızla uğraşmak ayrı iş… Ne bilsin Erol Yaraş gerçek haberciliği?
Ve şimdi ödediğimiz paraları Erol Yaraş’tan faizleriyle alma zamanı geldi.  Onun gibi yapıp icralara mı versek acaba?
Kısacası Adalet  geç de olsa yerini buluyor.  Bugün elime ulaşan bu karar, haklının eninde sonunda kazandığının ispatıdır. Geç de olsa! Hoş, geç gelen adalet, adalet değildir derler ama… Adalet her zaman adalettir ve altın değerindedir.
 
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Evz Hülya Yarbuz
    5 ay önce
    Onursuzca ,haksızca,elde edilen servet de ,makmda, çocuklarına bırakacakları tarihi kara leke .Değer mi.! Kaybolan şetefi hiç bir ,makam ,servet asla geri getiremez.Bir ömürlük misafir olduğumuzbEvrende