DUYARLI SAVCILARIMIZ DEVREDE

DUYARLI SAVCILARIMIZ DEVREDE

DUYARLI SAVCILARIMIZ DEVREDE
16 Ekim 2019 - 13:24

Urla kaynıyor…
Talihsiz bir dönem bu güzel ilçe adına…
Elimizden geldiğince, ilçede yaşananları ortaya koymaya, bildiklerimizi, fikirlerimizi, düşüncelerimizi kamuoyuyla paylaşmaya gayret ediyoruz…
İlçenin bir kısmı, yazdıklarımıza dedikodu üreterek ve bilmeden, anlamadan tepkiler koyarak yağcılık görevlerini yerine getirirken, bir kısmı da hayretle ve dikkatle yazılanları takip ediyor…
Bir belediye başkanı seçtirdik…
Bir çok insanın üzerine basarak; gerçek niyetlerini saklayarak makama oturdu. Kimsenin tanımadığı ve CHP ile kan uyuşmazlığı olan bu arkadaşı;  hepimiz destekledik ne yazık ki… Seçildikten sonra ilk kazığı, en yakınında bulunanlara attı.
Seçim  öncesi kendisine ve seçim sonrası belediyeye  verdiğimiz hizmetlerin bedelini ödememek için, yalanlara sarıldı…  Ben CHPli olmadığım halde gönüllü olarak çalıştığımı iddia ederek ne masraflarımızı ne de çalışmalarımızın karşılığını vermemek için direndi direniyor!  İl Başkanı aracılığı ile birkaç kez komik teklifler yaptı ama, sonra parasına kıyamadı. Çünkü bu arkadaş, vermeye değil, sadece almaya alışıktı.
Bu kardeşle yollarımızı ayırmamızın ana nedeni ise, Fetö ilişkilerini sorguladığımız ve İzmir Adliyesi’nde  bazı kişiler tarafından korunan gazetecilerin ziyaretini “Dostlarım gelmiş” diye sevinçle duyurması oldu.
Gelenler  7 Şubat MİT Kalkışmasının ardından, Fethullah Gülen’in özel davetiyle Pensilvanya’ya  giden sözde gazeteci güruhundan iki kişiydi. Erol Yaraş ve Ünal Ersözlü. Bu iki kişi aynı zamanda Fetö  Babalar iddianamesinde, Ahmet Küçükbay’a polisin operasyon yapacağını haber veren,  yap-satçı ve imar yasalarını hiçe sayması ile tanınan rantçı Mesut Sancak’ın adamlarıydılar.
Geliş nedenleri ise, Mutlu Tuncer’i… Yani beni kötülemek, kazara belediyede görev almamı engellemekti ki; zaten böyle bir niyetim hiç olmamıştı. Çünkü; başkan olacak adamın gerçek yüzünü görmüş, CHPli filan olmadığını geç de olsa anlamıştım.
 
Geçtiğimiz günlerde; “Cambazların önderi” diye bir yazı kaleme aldım. Yerinde ve zamanında bir yazıydı. Çünkü; AKP’nin ilçede temel direği olduğunu ima eden, adliye ile sıkı bağları olduğu algısını yaratan, Urla’ya sonradan gelip yerleşmiş bir şahsiyet, her yerde  Belediye Başkanı’nın FETÖcü olduğunu ve elinde çok sayıda belgeler bulunduğunu iddia ediyordu.  Bu şahıs, ilçede 34 Fetöcü’yü hapse attırdığından dem vurarak, güç gösterisi yapıyordu. İşin feci tarafı ise; her yerde, bu belgeler sayesinde belediye başkanının boynuna ipi geçirdiğini ve ne isterse yaptırdığını iddia ediyordu…
 
Anlattıklarına göre; çalışanların oradan buraya atılmalarını sağlıyor, belediyenin ve Urit’in Urlalı CHPli esnaflardan alışveriş etmesini engelliyor,  alışveriş edilecek yerleri kendisi belirliyordu. Yanında da sosyal medyadan belediye başkanını eleştirenlere ayar çeken, iftiralar atan, sözde AKPli bir ekip!
İşin daha vahimi ise şu:
Bu ekip, Urla Esnaf Odası’nın girişimiyle geçtiğimiz aylarda yapılan Gençlik Festivali’ni karalamaya girişti ve bunu kısmen başardı. Urla’nın görüp göreceği en büyük festival, troller sayesinde çirkin bir girişimmiş gibi gösterildi.  Organizatöre devasa işgal cezaları kesildi… Bu cezaların kesilmesi de yine bu kişilerin “arzusuyla” yapılmış… Öyle yayıyorlar.
Daha da fecisi;  Başkan’ın Fetöcü olduğu söylemlerini her yerde dillendiren “Başkanın boynuna ipi taktık” diyen bu ekip, Esnaf Odası’nın yaptığı festivalin aynısını yapmaları için Belediye Başkanı tarafından görevlendirilmişti. Bunu bütün Urla biliyor. İmzaları da ayın 15’ine kadar atacaklardı.
 
Ben nereden biliyorum?
Bu işbilir arkadaşa, Arasta’da rastladım. Bu işi sordum. Bana da aynı klasik cevabı verdi. “Boynuna ipi taktım” dedi. Ben bu işi yazacağımı söyledim ve Fetö konusunda bildiği her şeyi anlatmasını, adliyeye yardımcı olmasını istedim. “Aman ha” dedi. “15’inde belediye ile sözleşme imzalayacağım. Bu iş çok büyük. O tarihe kadar hiçbir şey yazma abi”
Yani elindeki her ne ise belge, bilgi, delil var mı yok mu bilinmez, onları kullanıp belediyeyi parmağında oynatıyor görüntüsü ortada.
Yani bir adam ve onun etrafı, belediye başkanının boynuna ipi taktığı savı ile Urla Halkı’nın parasını yiyecek!
Bu durumun aydınlatılması ve bu saçmalığa bir son verilmesi gerekiyordu. Yazdım.  İddiaları doğru ise, gereği yapılmalı. Yok değil ise, yine gereği yapılmalı. Bir belediye başkanı böyle karalanmamalı…  Baskı altında tutulmamalı.
Duyarlı savcılar olayı araştırıyorlar. Sonuç ne çıkacak bilemeyiz.
 
Şimdi;
Bazıları bu yazıları bana birilerinin yazdırdığını ortaya atıyorlar ve kendilerini temize çıkartmayı amaçlıyorlar.
Bana hiç kimse yazı yazdıramaz…
Yazmayı planladığım yazıları ise  hiç kimse engelleyemez.
Benim parayla, pulla hiç işim olmadı, olmaz da. Mesleğimin gereğini yaparım. Cebimde Cumhurbaşkanlığının basın kartını taşıyorum.
Verilemeyecek hiçbir hesabım yok. Olsaydı, bu güne kadar yolsuzluklarını, çirkinliklerini korkmadan yazdığım yüce(!) şahsiyetler, ellerindeki imkanlarla beni tarumar ederlerdi.  Ne kumpaslar, ne tuzaklar kurdular. Şimdi hepsi yargıda hesap verecekler!
 
Urla kaynıyor. Belediye Başkanı çıkıp kamuoyuna “Ben Fetöcü filan değilim, ispatlasınlar istifa ederim” diyebilmeli. Bir CHPli olarak açıklamalı: “Ben laikim… Ben Cumhuriyetçiyim. Atatürkçüyüm. Fetö teröristtir ve benim onunla ve ona biat edenlerle hiçbir işim olmaz. Onlar alçaktır” diyebilmeli.
 
Bu arada, o festival sözleşmesinin imzalanmış olmadığını düşünüyorum.
Böyle bir saçmalık  mümkün olamamalı çünkü… Ayrıca, Urla’nın CHPli esnafından alışveriş etmekten çekinen belediyeye ve şirketi Urit’e tavsiyem, bu yanlıştan hemen dönmeleri.  
 
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum