CUMHURBAŞKANI, COCUK VE ANDIMIZ

CUMHURBAŞKANI, COCUK VE ANDIMIZ

CUMHURBAŞKANI, COCUK VE ANDIMIZ
31 Ocak 2022 - 21:13

ÇOCUK , CUMHURBAŞKANI  VE ANDIMIZ!
 
Çocuk, 7-8 bilemedin 10 yaşlarındaydı… Cumhurbaşkanı 70’ine yakın!  Onları Trabzon’da bir araya getiren  toplu açılış töreni gibi görünse de; aslında çocuğun orada olma nedeni, ne açılıştı, ne de siyaset! Zaten ne anlardı çocuk politikadan, ne bilirdi toplu açılışı?
 
Belli ki; bir aklı evvel, çocuğun Cumhurbaşkanı’na şirin görünmesini  sağlamak için, onun hoşuna gidecek, bir iki laf ezberletmişti…  Hazır medya oradayken, çocuğun boyundan büyük bir iki kelam etmesi, gündem olabilir, hatta cezaevinde yatan babayı Cumhurbaşkanı’nın affetmesini belki de sağlayabilirdi.
Bu işlerin iki dudak arasında olduğunu  çözmüştü belli ki, ezberletici…
Sahneye çıkarılan çocuk, önce Cumhurbaşkanı’na muhtemelen babasının durumunu anlattı… Sonra mikrofonu istedi ve şirin gözükme faslını da tamamlamaya girişti…
“Arkadaşlar” diye hitap etti topluluğa…
Ama topluluğu oluşturanlar, onun arkadaşları olabilecek  yaşı çoktaaaan geçmişlerdi…  Ezberin ilk falsosuydu bu… Hani, büyümüş de küçülmüş bir tarz… Çocuğu, normalde sempatik yapmak yerine, ayıplanacak duruma getiren bir ifade öğretisi ortaya dökülmüştü…
 
Sonrası daha da felaket! Çocuk, “Arkadaşlar Bay Kemal Cumhurbaşkanı amcam yanında kim? Bay Kemal hain, ona oy vermeyin hain o hain. İyi adam burada ona oyunuzu verin”  diye ezberletilen  kem sözlerini saçtı,  tekleyerek…
 
Hain dediği adam, Ana Muhalefet Partisi Lideriydi, 70’ini aşmıştı… Yani küçük çocuğun dedesinden de büyüktü belki…  İşin en can alıcı ve insanı dehşete düşüren tarafı ise; salonun küçük çocuğa ezberletilmiş olan bu “büyük ve iğrenç söylem”i  ayakta alkışlaması idi…
Düşündüm bir an…
Andımızı boşuna kaldırmamıştı bu iktidar!
Ne diyordu çocuklarımızın haykırarak okuduğu andımız?
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu ve milletimi özümden çok sevmektir, ülküm; yükselmek, ileri gitmektir!”
Büyükleri saymak!
Vaaaayyyy!
Küçücük bir kafaya, ezberletilmiş kocaman saygısızlığı alkışlayanlar, küçücük ağızdan çıkan hakaretlerle, mest olup etrafa gülücükler saçanlar saygıyı ne kadar hak ediyor dersiniz?  Bu çirkinliği neredeyse taktir edenler, bu çocuğa bu çirkinliği ezberletenler kadar sorumlu olmaz mı sizce bu işten?
Peki;
Haydi, farklı düşünelim!
Cumhurbaşkanı çocuğun elinden hemen mikrofonu alsaydı…
“Evlat” deseydi, “Büyüklerine bu tür çirkin hitaplarda bulunamazsın, çok ayıptır bu… Kemal Bey, Ana Muhalefet Partisinin lideridir. Sen ona hain diyorsun… Olur mu böyle bir söylem… Hemen herkesten özür dile. Cumhuriyet Partisi, Cumhuriyeti kuran partidir! Kemal bey o partinin lideridir” diye devam ettirseydi konuşmasını!
Ne kadar büyürdü değil mi? Ne kadar güzel bir ders verirdi topluma değil mi?
 
Ama çirkin söylem onun hoşuna gitti…
Tekrar tekrar izledim… Memnuniyetinden gülüyordu…
Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek ileri gitmektir… Varlığım Türk varlığına armağan olsun!
Bunu sevmediler, sevemediler…  
Ama, çocuğa ezberletilen bu çirkin söylemi pek sevdiler…

Bu arada, çocuğun eline tutuşturulan oyuncak ise, işin daha önceden planlandığının göstergesi değil mi? 
Varın siz anlayın!
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum