BİZİM GAZETECİLER!

BİZİM GAZETECİLER!

BİZİM GAZETECİLER!
05 Mayıs 2021 - 21:44

Gazeteciler Cemiyeti Derneği Mayıs Ayı’nın sonunda kongresini yapacak! Derneğin gazeteci olmayan ama gazetecilerin başkanlığını yapmayı pek seven Misket Dikmen, tüzüğe göre iki dönemini doldurduğundan kelli aday değil!
Doğrusunu isterseniz, ben bu arkadaşın “Aya gitmişler duyamadım, ben koltuğa doyamadım” deyip, bir tüzük değişikliğine giderek,  başkanlığı iki dönemle yani, 6 yıl ile sınırlayan maddeyi yok edebileceğini düşünmüştüm…
Çünkü Bayan Misket için İGC Başkanı olmak, “hava” bakımından gerekli.  Yoksa hayatında tek bir haber yapmamış bu arkadaşın bırakın başkan yapılmasını, bizim tüzüğümüze göre derneğe üye bile olamaması gerekirdi!  
Üstelik dernek başkanının ve yönetim kurulunun ne görevleri olduğunu da hala anlamadığını bizzat yaşayarak görenlerdenim…  Hoş anlamasına da gerek yok¸ çünkü geliş amacı görev yapmak değildi…
Bizim Misket, kendi üyesine kumpas kuran, şimdi haklarında dava açmış olduğumuz sözde işadamı, para babaları ve bazı sözde savcıların tarafında yer alıp, bizi kötülemeye kalkıştı. Bu ahlaksız güruhunun bazı sözde gazetecileri de kuyruklarına takarak, tekerlerine çomak sokanlara türlü kumpaslar kurduklarını, hukuku, adaleti, ayaklar altına aldıklarını mahkemelerde tek tek ispatladık!  Şükür ki, çiğ yemediğimiz için karnımız ağrımadı ve  duruşmalarda hepsini  rezil rüsva ettik… Ama utanması gerekenler ne yazık ki utanmadılar.  Sözde işadamı ve yandaşları sözde gazeteciler, yine sözde savcılar ile bizlere yapmadıkları kötülük bırakmazken, Misket Dikmen ve yönetim kurulu onlara alkış tutuyordu. Gazeteciyi koruyacaklarına, sözde işadamlarının yanında yer alıyorlardı…  Şimdi bu yönetimden bir hanım arkadaş gazetecilerin haklarını korumak için başkan adayı… Sadece o mu? Değil tabii… Fatih Yapar isimli para babalarının tetikçiliğini yapan, sözde gazeteci de gazetecilere hizmet etmeye aday! Bravo doğrusu.
Bizlerin haklarını koruyacaklar!!! Bu kardeş, bize kurulan kumpaslarda ve Fetöcü Burak Oğuz davasında gazetecilik etiklerini eze eze bizi karalama görevini büyük bir özveri ile yerine getirdi… Yani sırtımızdan para kazandı… Bize yürüdü  ilanlar aldı, paralar aldı. Zaten belediyeleri maaşa bağlayan gazetesi ile  Allah’ın yürüyen kuluydu, sayemizde koşmaya başladı… Acaba kazandıkları para, kaybettiklerine değdi mi? Ne kaybettiler? Varın onu da siz anlayın! Fatih Yapar’ı listesine koyacak arkadaşımız iyi düşünmeli!
Şimdi gelelim, Misket Dikmen’in neden cemiyete üye olmaması gerektiğine… Çünkü bizim tüzüğümüz, radyo ve televizyon kurumlarının sadece haber ile ilişkili servislerinde görev alan basın kartı sahiplerinin kabul edilebileceğini yazmaktadır!
Malumunuz TRT siyasi bir girdaptır. Her iktidarın, işsiz partililere, partili çocuklarına iş sağlamak için kullandığı bu güzel kurum, ne yazık ki, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin en büyük sorunu haline geldi. O kadar çok insan işe alınmakta ve o kadar çok insana basın kartı dağıtılmakta ve basın kartını cebine koyan herkes kendisini gazeteci zannederek derneğe koşturmakta ki; tüzük filan bunları engellemeye yetmeyince,  hal içinden çıkılmaz oldu… 
Aslında sorun; TRT sansürcüsü Erol Akıncılar döneminde başladı.  Bu kişinin makamda oturduğu dönemler cemiyet tarihine kara bir leke olarak geçti…
Hayatında bir kere bile gülmediğini düşündüğüm, sempati ve empati kavramlarından haberdar olmadığını bizzat yaşayarak gördüğüm bu şahıs, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin kendisiyle fikir ayrılığına düşen üyelerini acımasızca hedef aldı.  Yazarak eleştiri yapanları, kendisi gibi gazeteciliği bilmeyen disiplin ve yönetim kurulu üyelerini kullanarak dernekten attı, eleştiri yazıları için cemiyetin parası ve avukatlarıyla gazetecilere astronomik tazminat davaları açtı, hepsini de kaybetti. Bütün bunları yaparken de aynı bizim Misket gibi, basın özgürlüğü demeçleri veriyor, “Siz yaptıklarıma bakmayın, her şeye kafayı takmayın” diyordu.
Bütün bunları öyle çirkin öyle ahlaksızca yapmasına rağmen, bir-iki gerçek gazetecinin dışında bir kişinin bile sesi çıkmıyordu.  İşte bu suratsız TRT sansürcüsü, derneğimizi gazetecilikle ilgisi olmayan TRT çalışanları ile doldurdu ki, ölünceye kadar başkan olarak seçilsin!
Ama gazetecilere en büyük zararı, cemiyetimizin Alsancak’taki binasının arkasında bulunan ve gazetecilerin uğraşlarıyla 32 kat imar izni alınan zamanın parasıyla 15-20 trilyon lira değerindeki arsasını 3 trilyon liraya satarak verdi…
O zamanlar buranın satılmaması gerektiğini anlattık,  anlattık, anlattık… Ama nedense bazı üyelerin de SEBEBİNİ ANLAYAMADIĞIMIZ bir inançla ve DUYGUSALLIKLA, ona katılması ile bu arsa gitti. Yerine koskocaman bir gökdelen yapıldı ve orada bir dairemiz bile yok! Halbuki yüzde 50 ile oraya bina yapacak o kadar girişimci vardı ki!!! Ege Palas Oteli’nde yapılan pazarlıklar, pazarlıklar, pazarlıklar. Ama benim dışımda kimse bunlara hesap sormaması ilginç değil mi?  
Bir insan sizce başkanlığını yaptığı derneğe böyle bir zararı neden verir?
İşte o gün bu gün bu derneğin beli doğrulmadı… Yani TRT çalışanlarının cemiyetimize zararı çok oldu!
Toparlayalım;
Görev  süresi biten Misket, gazetecilerin haklarını koruyacağına, kumpasçı işadamlarının tarafında yer almaktan çekinmedi. Uyduruk demeçlerle basın özgürlüğü nutukları atan bu hanım,   perde arkasında belediye başkanlarının, CHPnin propagandacısı oldu… Oysa bizim derneğimiz her siyasi görüşe eşit mesafeli olmalı değil mi?  
Zorluklarla ve yıllardır uğraşarak kurduğumuz gazetemiz, oyuncak haline getirildi. Yeteneksiz ellerde bir güruhun geçim kaynağı haline gelen 9 Eylül gazetesi 100 adet bile satmıyor.  Gazeteyi bu duruma getiren şahıs da başkanlığa aday iyi mi?
 
İki yıla yakın zamandır Tunç Soyer’in ağızlarına sürdüğü balı yalayan dernek yönetiminin gazetecilere sahip çıkma notları  sıfır ama, akıllarını kullanmak konusundaki notları sıfırın da altında… Şimdi bu yönetimde bulunan bir hanım arkadaşımız aday olarak ortaya çıkmış, arkasına da mavi boncukçu Tunç Soyer’in şımarık eşi Neptün’ü almış… Yani ısrarla aklını kullanmamayı sürdürüyor. Aynı hanım arkadaş, Ticaret Odası’ndan, Sanayi Odası’ndan oradan buradan destek istiyor…
‘Yahu bunların gazetecilikle ne ilgisi var?” demeyin!
Gün o gün ki, bizim dernek ortada futbol topu gibi…
TRTciler vuruyor, pası yalakalar alıyor… Tunç vuruyor, Neptün’den seken topu Misket kendi kalesine plaseliyor! Fatih koşarak gelip, topu Mesut’a atıyor, mesut topu yutarken, Mustafa çıkıyor meydana müsabakayı güreş’e çeviriyor…  Derken Dilek elinde tenis raketi ile koşturup…
Ne yapıyorsunuz siz ya?
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum