AZICIK CEZA ALDI!

AZICIK CEZA ALDI!

AZICIK CEZA ALDI!
28 Kasım 2019 - 23:13

Ve Mesut Sancak Mahkum oldu.
Kendisinin, İmar Yasalarına aykırı işler yaptığını ortaya çıkaran, yazan ve halk adına hesap soran Temiz İzmir Derneği Başkanı Nivent Kurtuluş’a telefonda bir  “erkeğe” yakışmayacak sözlerle hakaretler yağdıran… Bir Müslümanın, inanmış bir insanın yapmaya çekineceği tarzda  dini değerlere ve Allah’a dil uzatacak kadar cüretkarca sinkaflı sözler sarf eden  İzmir’in centilmen(!), şehre değer katan işadamı Mesut Sancak mahkum oldu… 250 gün adli para cezası ile cezalandırıldı…  Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını bir önceki duruşmada istemeyen avukatı, son duruşmada bu haktan faydalanmak istedi. Duruşmanın ilginç iki yanı vardı. Birincisi duruşma hakiminin, yargılama sürecindeki davranışları nedeniyle Mesut Sancak’a ceza indirimi uygulamasıydı. Ancak Mesut Sancak, bir kere dahi yargılandığı mahkemeye gelmemişti. Bu da, mahkemeye hiç görünmemesinin  taktire şayan olduğunu gösteriyor!
İkinci ilginç taraf; Mesut Sancak’ın avukatının, üç gazeteciye kurulan Şantaj Davası’nı bu duruşmada konu edip, Mesut Sancak’a Nivent Kurtuluş’un şantaj yaptığını, bu küfürlerin şantaja tepki olduğunu söyleyip; beraatla sonuçlanan ve kumpas olduğu ortaya çıkan olayın kararının istinaftan döneceğini iddia etmesiydi.  
Biri ben, diğerleri Nivent Kurtuluş ve Ahmet Doğan, hakkında Mesut Sancak şikayetçi olmuş, büyük hukuk skandalları yaşanmış, soruşturma savcısı, daha şüphelilerin ifadesini almadan dava açmak için iddianame hazırlamış ve bu iddianame daha mahkeme kabul etmeden basına servis edilmişti.
Davada bırakın şantajı, Mesut Sancak ile telefonla görüşen bile yoktu. Ama garip bir şekilde İzmir’in tanınmış işadamları, Ahmet Doğan isimli (Benim o güne kadar hiç görmediğim)  gazeteci ile hukuken kapanmış bir savcılık şikayetini bahane ederek  herkes hakkında yalancı tanıklık yapmışlar, sonra da mahkemede ifadelerini inkar etmişler, “Bu ifadeler bizim değil” demişlerdi.
Mahkeme hakimi, dosyada doğal olarak tek delil bulamamıştı.
Mesut Sancak, yaptığı her işin yasal olduğunu bizim kendisini karaladığımızı iddia edip durmuştu… Halbuki Çeşmede haber konusu yaptığımız binalarının hepsine imar affı talebinde bulundu. Yani baştan sona yalan söylediği de, yasaları ve İzmirliler’in haklarını yediği ortaya çıktı… Gazeteciler beraat ettiler. Kumpas davası çöktü, gazeteciler ile Mesut Sancak arasında bir ilişki olmadığı ortaya çıktı. Ama avukatı Meryem Kocabaş, hakaret davasında “Bu dosya istinaftan dönecek” diye kesin ifadeler kullandı ancak bu ifadeleri kayda girmedi. (Nivent Kurtuluş’un anlatımına göre. Ben duruşmaya gidemedim)
Şimdi sormak gerekiyor:
Avukat Meryem Kocabaş, mahkemenin delil bulamayıp, beraat kararı verdiği dosyanın istinaftan döneceğini nereden biliyor? Nasıl bir hakim karşısında bu kadar kesin ifadelerle yargının ne yapacağını bildiğini iddia ediyor?
Bir hukukçu olarak, şantaj suçunun karşılıklı görüşme yapılmadan olamayacağını bilmiyor mu? Bir avukat olarak süren bir duruşmanın sonucu hakkında başka bir mahkemede nasıl kesin söylemler yapabiliyor?
İnsanın aklına çok şey geliyor.
……………
Mahkemelerde hakim olmak, savcı olmak, şerefli bir iştir.  Bu işleri yapanlarda vicdan, haysiyet, onur, gurur olması çok önemlidir. Ne yazık ki; bu kavramları yüreklerinden, beyinlerinden silmiş bir dolu hakim savcı, Türk Adaleti’ne olan güveni yıktılar, hukuku menfaatleri uğruna ayaklar altına almaktan çekinmediler. Bir kısmı ortaya çıktı, cezalar aldılar… Herkes biliyor! Bir kısmının ise halen görev yaptığı şüphesi ne yazık ki var!
Ama Türk Adaleti’nin vicdanlı, ahlaklı hakim ve savcıları bunları içlerinde eriteceklerdir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.  Adalet dağıtmak, kutsal bir iştir…
 
Ve birini suçsuz olduğunu bilerek suçlamak ve ceza almasını istemek işine gelince…
Dünyanın eh ahlaksız, en bayağı, en vicdansız eylemidir.
Kadın olsun, erkek olsun, insanlarda bir mertlik olgusu aranır…
Düşmanına karşı bile, doğru olması, dürüst olması, vicdanlı olması beklenir.
İşte bu yoksa kişide;
O insana insan denemez!
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum