ADALETE GÜVENİ SARSMAYIN!

ADALETE GÜVENİ SARSMAYIN!

ADALETE GÜVENİ SARSMAYIN!
16 Şubat 2022 - 18:55

URLA ADLİYESİNDE ŞAHİT OLDUĞUM HUKUK SKANDALI…
 
Öncelikle hemen şunu yazacağım;
Hakimler, savcılar, kutsal varlıklar değildir, neticede birer insandırlar… Hata da yapabilirler, şeytana da uyabilirler, talimat üzerine karar da verenleri  çıkar! Çünkü; beşer  şaşar!
Mahkemeler ve kararları eleştirilebilmeli ki;  hukuk rayında kalsın, daha ilerlesin, daha özgürleşsin…
Bu gün Urla Adliyesi’nde ilginç bir şantaj davasına katıldım…  Eski Urla Kaymakamı Önder Can davanın müştekisiydi…  Sanık ise; Ankara’da yaşayan Oktay Yaşar isimli bir şahıs…
Olay şuydu:
İddiaya göre Ankara’daki sanık, Önder Can hakkında “Ankara Kuşu” rumuzu ile aslı astarı olmayan bir çok paylaşımda bulunmuş, iftira niteliğinde yayınlarını durmaksızın sürdürürken; Önder Can ve iki arkadaşı Ankara’ya giderek bu şahıs ile buluşmuş.
Buluşma sırasında Can ve arkadaşları sanığa yayınladığı haberlerin gerçeği yansıtmadığını anlatmışlar, belgeler ortaya koymuşlar.  Sanık, üzülmüş gibi davranarak, bu haberleri yapması için Urla’da yaşayan iki müteahhidin kendisine 50 bin EURO verdiğini beyan ederek “işlerine mani olduğunuz, isteklerini yerine getirmediğiniz için sizin hakkınızda haber yapmam ve yaymam için beni görevlendirdiler” demiş… Tanıkların ifadesine göre, Ankara Kuşu, görüşmeden sonra “Ben derhal parayı iade edeceğim, sizin hakkınızda da gerçekleri yazacağım” şeklinde taahhütte de bulunmuş.
Ancak; Urla ekibi otomobil ile geri dönerken;  sanık, şahitlerden birisini aramış ve “Ben böyle bir söz verdim ama, müteahhitlerin verdiği paradan 20 bin EURO’yu harcadım. Önder Bey bunu bana verirse, onlarla ilgimi keserim” şeklinde istekte bulunmuş.
Şahidin birisine göre, sanık “Bu parayı vermezseniz paylaşımlara devam ederim” demiş, diğer tanığa göre tam da öyle bir şey söylememiş!
Davaya bakan hakimin, ifade alırken tanıklara sürekli “Sağa bakma, sola bakma, oraya bakma, buraya bakma ” demesi dikkatlerini dağıtmış, onları germiş olabilir. Ya da tanıklar yanılıyor olyabilir… Ya da gerçeği söylemiyor olabilirler! Ki; konumuz bu değil…
Müşteki avukatı, duruşmada mahkemeden bir talepte bulundu…
Talep şuydu;
“Sanığın HTS kayıtları suç tarihinden itibaren incelensin, kimlerle irtibatta olduğu ortaya çıkarılsın, sanığın banka hesapları tespit edilip, hesap hareketleri ortaya konsun, anlattıklarının gerçek mi, yalan mı olduğu ortaya çıkarılsın”
Zira bu talep, son derece haklı ve hukuksal bir istekti… Eğer birileri, sosyal medyada iftira atsın diye birisine para veriyorsa, ki böyle bir ciddi iddia var… Bu şahıs veya şahıslar en azından iftira eden kadar sorumluluk gerektiren bir suç işlemiş olmalıdırlar.  Bahsedilen para ise 50 bin EURO!  Yani 700 bin lira civarında bir servet!
Doğru mudur? Araştırmadan bilinemez!
Ancak mahkeme bu talebi, anında reddetti.
Yani, bu parayı ilçenin kaymakamına iftira atması için verdiği iddia edilen şahısların gerçekte var olup olmadığını, kim olduklarını mahkeme ortaya çıkartmak istemedi. 
Benim gibi, duruşmayı izleyen herkes şok oldu…
Sonradan öğrendim ki; Urla Cumhuriyet Savcılığı’na Önder Can bu işi ayrı bir şikayet konusu yapmış ancak; savcılık takipsizlik kararı vermiş. Üst mahkeme ise takipsizlik kararını bozarak konunun soruşturulması gerektiğine karar verince, Savcılık Kanun Yararına Bozma’ya göndermiş!  Yani takipsizlik kararında ısrarcı olmuş…
Şimdi birisinin, ilçe kaymakamına iftira atması için para ile tutulduğu iddiası var! Şahitler de var! Ses kayıtları filan da olduğu söyleniyor. Ancak savcılık bunun araştırılmasını istemiyor! Mahkeme de müşteki avukatının araştırma isteğini anında reddediyor!
Bu bir ay içerisinde şahit olduğum ikini acı hukuk skandalı oldu. Diğerini İzmir Adliyesinde bizzat yaşadım… Konuyu, mahkeme hakimini  ve savcısını Savcılar ve Hakimler Kurulu’na şikayet ettiğim ve yasal girişimlerde bulunduğum için şimdi anlatmıyorum. Ama az buz bir skandal değil, duysanız şaşırır kalırsınız.
Yargıda yaşanan bu skandallar, adliyeye olan güveni sarsıyor.
Oysa, bizler, savcılara, hakimlere güvenmek istiyoruz…  Yanlışların karşısında aslanlar gibi durmalarını istiyoruz. Haklıyı, haksızı ayırt edebilmelerini istiyoruz… Talimatla taraflı kararlar vermeyeceklerine emin olmak istiyoruz. Hatırla, gönülle duruşmaları yönlendirmelerini istemiyoruz. Siyasi baskılardan korkan, sinen hakimler, savcılar istemiyoruz.
Bakınız Urla Adliyesi’nden konu açılmış iken, Fetöcü Burak Oğuz’un imam olduğu şüphesi ortaya çıktığında da adliyede  bir çok zorluklar yaşadığımı söylemek isterim.
Burak Oğuz yargılanırken beni gazetesinde “Burak Oğuz’u Mutlu Tuncer mi ihbar etti?” diyerek manşet atan,  beni hedef gösteren, Fetö’nün dedektifi gibi korkmadan, devlet ile alay eder gibi böyle bir yazı yazabilen bir sözde gazeteci ve yönlendirilmiş bazı maşalar hakkında yaptığım şikayet dilekçesinin 2 yıldır sonucunu alamıyorum.  Geçtiğimiz günlerde yazı işlerinden öğrendiğim kadarı ile, takipsizlik kararı vermişler fakat; hala bana tebliğ edilmedi.
Adaletten doğru karar gibi, hiç değilse azıcık da hızlı olmasını beklemek acaba, bu ülkede her adımda vergi veren vatandaşlar olarak hakkımız değil mi?
Adalet mülkün temeli değil mi?
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum